Ay ışığı kilisenin camlarından sızar,
renkli vitraylar kan gibi yere düşer.
Sessizlik, dua etmeyi unutmuş bir kalabalık
gibi çöker mermerin omuzlarına.
Bir anne oturur sonsuzluğun eşiğinde,
kucağında ölü bir tanrı —
ama o an
tanrılık da ölmüştür,
geriye sadece
anne kalmıştır.
Mermer soğuktur derler,
oysa en çok acı
soğukta saklanır.
Meryem’in parmak uçlarında
çarmıhın gölgesi dolaşır hâlâ.
İsa’nın başı geriye düşmüş,
boynunda gece toplanmış.
Dudakları aralık —
son söz değil,
son nefesin unutulmuş izi.
Gölgeler uzar heykelin etrafında,
sanki melekler yaklaşmaya korkuyor.
Çünkü yas kutsaldır
ve kutsala en çok
karanlık yakışır.
Kumaş kıvrımları
mezar taşlarının yazılarını andırır;
her çizgide bir kader,
her gölgede bir veda.
Anne ağlamaz.
Gözyaşı yaşayanlara aittir.
O artık
acıyla taşlaşmış bir ilahidir —
içinde çığlık olan
ama dışarıya yalnızca
sessizlik veren.
Bu bir merhamet sahnesi değil,
bu
evrenin kalbinin kırıldığı andır.
Ve gece bilir:
Bazı ölümler
dirilişten bile daha sonsuzdur
20 Mart 2026
Nilüfer KozoğluKayıt Tarihi : 20.3.2026 21:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!