Bir varmış bir yokmuş,
İşte bu kadar kısa,
Ne anlam yüklersen yükle,
İster "iki kapılı bir han" de,
İster "rüzgar gibi gelip geçti" de...
Nasıl yaşarsan yaşa,
Ebu Cehiller takım elbise giymiş,
Müslüman kılığında girmiş aramıza,
Ben de sizdenim der yapışır yakamıza,
Kinini hançer gibi saplar sırtımıza.
***
Şimdi zor, hakkıyla müslüman olmak,
Anam
Bir gelen olsa da köyüme gitsem,
Soğuk sularından kana kana içsem,
Çimenler üzerinde doyasıya yürüsem,
Oy anam anam, güzeller güzeli anam.
Hiç kimse bilmez ki derdimi,
Benim derdim, benim değil elbet,
Bir çamura saplanmış batıyor millet,
Boyunlara vurulan pranga gibi zillet,
Ortalık dolmuş ikiyüzlü namert,
Mumla arar olduk nerede hakiki mert,
Kurumuş kalpler,
Görmez olmuş gözler,
Varlık içinde açlığı unutmuş,
kendisi tok, açları görmez olmuş,
Dünyada kendisi zengin,
Ahirette de zengin olacağını düşünüyor
EREĞLİ'M
İç Anadolunun zümrüt yeşili,
Konya Adana arası bekçisi
Yol üstü acı göl, meke tuzlası
Yolları uzun ve düzdür Ereğli'm.
İçimde tarifsiz bir hüzün var,
Gidene ağlıyor gibiyim,
Sanki bilinmez bir yerde yaram var,
Acılar çekerek ölüyor gibiyim.
*
Düştükçe yapraklar yere,
Bir sandık...
Kapalı, bir yürek gibi kilitli,
Tozlanmış dünden bugüne bir gizem saklı…
Tahta çatırdar, sanki bir mazinin inilti sesi,
Saklanmış bir sır var,
Bir ömür değil bin ömür yetmez,
İvriz suyu karpuz çatlatır kirletmez,
Elma ile kirazı bahçede bekletmez,
Anadolu aslanı güzel Ereğlim.
***
Kara havuçtan şalgam yapılır,
Sen gittin gideli
Gönlümde hüzün
Gözümde yaştan gayri
Nem kaldı...
Baharım döndü kışa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!