Evler evler üstüne
Şehirler şehirler üstüne
Bu gece gönlüm göçkün
Artık sevme beni ölesiye
Ardımda bırakıyorum her ne varsa
Ey Mezopotamya`nın esmer güzeli
Sana Babil`in asma bahçelerinden biraz üzüm
Biraz şarap ve envai çeşit yemişler aldım
Ve sonra yolum düştü Isparta`ya bir tutam gülle aldıklarımı getirdim.
Getirdim amma William Holman Hunt`un
Sazlar mı çalınıyor?
Türküler mi söyleniyor?
Analar bacılar ağıt mı yakılıyor bugün?
Nedendir bu matem
Ben bilemedim sevgili!
Evvel bilirdim ya hani herşeyi
Bilsen nasıl da seviyorum seni
Bir şair olduğum halde
Anlatamıyorum sana sevgimi
İçim içimi yiyorken
Özümde buluyorum kendimi
Al başını git buralardan İda`ya;
Orada ovalar var...
Orada kayın ağaçları var...
Orada kanyon var...
Orada bir de kazdağı göknarı var;
Piramit gibidir gövdesi uzanır gökkubbeye...
Seni seven o adam yok artık şimdi de
Bir evrendi oysa aşkım kalbimde
Neden beni birbaşına bırakıp gittin ki?
Neleri değiştirebilirdik oysa iki kişilik dünyamızda
Onun bunun sözüne kanıpta beni aşka küştürdün ya
Allah`ta seni tanıştırsın aşkın değerini bilmeyen kullarla!
Tanrı biliyor ihanetin sebebini
Bir bana fısıldadı gizini
Bildiğim günden beri
Tüketmekteyim kendimi
Aciziyetim yaradılıştan
Gitti gider
Eğer veda etseydin; yürek zaten tarumar
Yine de vedan teselim olmayacaktı yar
Gidişinle sonlandı bu yoluculuğumuz
Şimdi ikimiz iki ayrı yolun yolcususuyuz
Bitti sıradan sevişmeler
Şimdi sıra ardışık sevişmelerde
Onlarda bitince bir sen kalıyorsun elde
Elde var hayat gibisin
Hayatımdan bir parça değilde
Hercai güvercinler konar her sabah avluma,
Vefasızlardan vefasız beğen sen şu avluda
Biraz da ağla şu makus talihime ve anla!
Bir ömür heba edilmez vefasızlar uğruna.
31.05.07




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!