Zulme karşı eğilme, dik dur sen elif gibi;
Yeter ki hep doğru ol, varsın el eğri sansın!
Mazluma zül değirme, hakk(ı) olan telif gibi;
Hak aşkıyla gönle dol, yanarsa özün yansın!
Yeter ki hep doğru ol, varsın el eğri sansın!
Ciğer paralanıp vurmadan yüze,
Yaşları silmeye ehl’olmak lazım!
Dertler sıralanıp çıkmadan yüze,
Sebebin bilmeye ehl’olmak lazım!
Herkes saysa bile ay ile günü,
Çorak topraklarda ekin yetişmez,
Ne eksen zay olur, ekme ha oğul!
Kurak yüreklerse azla yetinmez,
Yüreğin zay olur, ekme ha oğul!
İnsana verirsen gönül elini,
Dışardan kulağa her gelen sözü,
Süzüp arıtmadan duyma ha oğul!
Kaynaktan bulağa kaynayan özü,
Kazıp damıtmadan duyma ha oğul!
Kalbini okşasa seher yeliyle,
Kişi bilmiyorsa edebi, arı;
Aşüfteden öte değildir kârı!
İsterse kendini âlim zannetsin,
Cahilden de beter yağdırır karı...
Beyhude övünür, bilmez haddini
Edepten, adaptan bihaber olan!
Her şeyi bilse de, bilmez kendini
Edepten, adaptan bihaber olan!
Ağzından çıkanı kulağı duymaz,
Yok saymışsa edep, arı;
Var bekleme edepsizden!
Yüzsüzlükse kisbi, kârı;
Yar bekleme edepsizden!
Fitne, fücur dönen göze,
Hak’tan takdir olmadan kulda edep arama,
Edepsizlik marifet, edep aklın sureti…
Halktan tekdir gelmeden bir çözümü var ama
Edepsizlik marifet, edep aklın sureti…
İnsan olmak bir yana ruh bedeni tartıyor,
Boyu kavak gibi olsa ne yazar,
Kabağı oyunca takırdar durur...
Beyninde kırk tilki çukurlar kazar,
Çukurda boyunca fokurdar durur...
Gözü hep tepede düzü beğenmez,
Gururdan, kibirden düşmeden derde,
El ne der, demeden; Allah ne der? De!
Özünü gizleyip, geçmeden serde
El ne der, demeden; Allah ne der? De!
Evdeki çocuğa isim koyarken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!