Nasıl mı kurtuldum?
Panzehrini buldum.
O, ihtiyacım olan yalnızlıktı.
Sızımı, derin boşluklar bırakarak parçalara ayırdım.
Önce, tek derdi o olan kafamı soyutladım.
Sonra, onu her anısıyla,
Sürekli ufacık bir boşluğumu kolluyorsun,
Geç kalmadan girebilmek için içeri.
Beklemeyi sevmiyorsun ben gibi ve çok hızlısın.
Bulaşık süngeri gibi sıkıp bırakıyorsun beni
Özlemeyi öğretmek için sanki.
Sanki seni diri diri kara toprağın altına gömdüm.
Hiç çıkarmaya da niyetim yok gibi.
Benzine bulanmışsın.
Kibriti de ben atıyorum üzerine sanki.
Yaşıyordum ben.
Tetiği de sen çektin sanki...
Yetmeyen akşam nağmelerin de.
Güneşin kızarmasını hiç istemeyen yürekler vardır.
Löküs eşliğinde de olsa,
Sadece sedasını bir kez daha duymak isteyen sarhoş kalpler,
Bacası çekmese de
Diz çöktüm diye ayaklarım ağlıyor,
Geceye kadar düşünüp vazgeçtiğim bütün hayallerim ağlıyor,
Yüzüme baktığımda senden olmaz diyen hayellerim ağlıyor.
Bir yudum çektim diye sabahı düşünen boğazım ağlıyor
Soğuğu hissetmeyen vücudum, tir tir titreyen ellerim ağlıyor yokluğunu hissedince
Tercihlerimin korkusu,
Asla yanlız bırakmayan kırgınlıklarım.
Her sabah uyandırırlar ürperen yüreğimi,
Alnımda terler ile.
Eksilerdeki idame yeteneğim,
Müthiş bir tek düzelik beceri ki.
İnadına istek.
Zorla susmak gibi sanki.
Hıçkırarak ağlayan bir bebekten olay örgüsü istemek gibi.
En merak edilen duyguları suskunlunluklarında aramak.
Aceleci tavrıma karşı mesken kurdu mahzen.
- Sen hiç akıllanmayacak mısın?
+ yolcum yok, durağım yok! Beklemeyi sevmem ben.
- Kanını içti, ant içti bu adam.
+ Ben kural yemin nedir bilmem.
- Hasta mısın lan sen!
Utanıyorum ben bu gün
Erzurum, Kars'a gidiyorum bu gün.
Kışın en sert günlerinde, şafak vakti.
Titreye titreye çıkıyorum bu gün sokağa.
Delicesine, çok öfkeli yağıyor bu gün yağmur,
Uzun şiirleri sevmiyorum.
Bunalmış içimi dışarıya attı beynim az önce.
Kulaklığımı taktım,
Müziğimi çaldım - Feridun düzağaç (beni bırakma)
Sadece hareket eden nesneler var sepsessiz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!