Çekilin yolumdan, yaşlanmaktayım.
Gölgemden hızlı koşuyorum
Ona kavuşma telaşında.
Zamanın rengi saçlarımda;
Gölgemden hızlıyım,
Hani sen gülünce
Dudaklarının iki santim üstünde
Beliren gamzeler…
İnsan
Oraya bir ömür bırakmak ister,
Sessizce ve geç kalmadan.
Onaltısında evlenip,
Otuzunda parasızlıktan
Mustafa’sını okula gönderemeyen Zehra,
Aşevinin önünde sıradayken
Düşünür çocukluk hayallerini:
Kimin yıktığını.
Seni
Öfkemden, isyanımdan,
Özgürlüğümden arttırıp
Tüm törelerimi çiğneyerek
Parmak uçlarıma emanet edip
Yarattım.
Bir öğle üzeri,
Sarı yapraklara basa basa
Gezerken sokaklarında Ankara’nın,
Bir çisilti iner gibi hayalimden—
Usul usul, sessiz, ince bir yağmur.
İftar sofrasında bekleyen dedem,
Orucunu açması için
Avlu kapısında beklerdi ninem.
Ezan sesi okunduğunda
“Tamam herif, yiyebilirsin,” derdi.
Yolun düştüğünde
Akdeniz sahillerine,
Gözünü yakan o tuzlu denizden
Koru kendini.
Açılmak istersen sahil boyunca,
Sonbaharda
Bal arısının
Zerdali dalına konup
Bir anlık kanat çırpışıdır
Özgürlük.
Sen benim için bir vatansın,
Senden uzak kaldığım her an
Yüreğim sürgünde, yalnız ve yorgun.
Aramızda kıtalar, okyanuslar var;
Sana varmak için yatlar, gemiler gerek,
Bende sadece bir sandal var,
B2’de,
Vezir için,
Şah için,
Ön saflarda durup
Onlar için savaşmaktan
Tiksinen bir piyondu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!