Yasak elmamsın benim
Kutsal deniz börülcesi
Kalbimin kristalize olmuş
Billur kıvamda bilmecesi
Mânâ alemimin sahibisin
Ruhumun müstesna eşi
Bir seher vakti bir gün
Kızıl tan ağarırken
Bin yıllık soğuk sürgün
Nihayet dağılırken
İnsan kendine yetmez
Yetmiyor işte
Hep bundan bu aldanışlar
Yakarışlar
Kalp iyi pişermiş derler
Kısık ateşte
Soğuğun iliklere işlediği, insanı bıçak gibi kestiği sisli ve puslu bir Ankara gecesi
Oturdum yine
Yalnızlığımla başbaşayım
O anlattı ben dinledim
Eskilerden konuştuk
Maziden
Erlik yürek işidir, yürek senin neyine
Devşirmeyi getirip paşa dedin beyine
Kızıl başlık bi yana, başlar düştü bir yana
Er meydanı kerleri davrandı tüfengine
Şahı merdan en önde mertler pusat sallarken
Şahlandı Türk askeri zalimlerin kabusu
Bu ordu Fatihin, Atatürkün ordusu
Çakallar birlik oldu toplandı it sürüsü
Bizde ne Mehmet biter ne de bozkurt yavrusu
Şehidimden aldı al bayrağım al kanı
Usul usul vardım gönül kapına
Feleğin cevrinden geçip de geldim
Sırlara ermişler hak divanına
Türlü putu yıktım seçip de geldim
Cennet bahçesinin mor güllerini
Dedim bu seyyaha var mı ayranın ?
Dedi bura pazar mı bende satış yok
Dedim çoban burda çok mu hayranın ?
Dedi koyunlarım var kem bakış yok yok
Dedim ciğerlerim ezelden kavruk
Dedi müşkülüne burda tabip yok
Burası
Menkul olmayan değerler borsası
Para alınıp satılmaz,
Pazar yeride değildir.
Kayıplar geri gelmez işte
Maddenin yapı taşları çok manalıdır bu âlemde
Yanlızlık
Ah bu yanlızlık
Ne derin
Çetin
Umrevi bir yanlızlık
Kimseye diyemediğim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!