Radyoda çalan gurbet türküsü bittiği zaman,
Sonbahar gelip, sarı yapraklar toprağı örttüğü zaman,
Kuzköy sütlüsü pişip, Pekmezi üzerine döküldüğü zaman,
Geleceğim ayvaları toplama vakti geldiği zaman.
Ben Kuzköyü sevmek için doğmuşum,
Ayrılığı içime sindiremedim,
Hasret rüzgarları eser yüreğimde,
Haykırmak gelir içimden,
Yalınayak koşarım yalnızlığıma,
Nereye baksam her yer karanlık,
Hayat Kuzköyde yaşanıyor biliyorum,
Arada bir Kuzköye gidiyorum.
Kuzköyü içimde yaşatıyorum,
Kuzköy bizde, biz Kuzköyde.
Aşağı koysam olmuyor, yukarı koysam dolmuyor,
Bu dünya sizin olsun,
Kuzköy benim,
Yağmurlar eskisi gibi yağmasada,
Öküzün boynuzunda dönüyor dünya,
Sus pus olmuşum,
Akşam olmadan, karanlığa kalmadan gidelim,
Baharı ayrı, kışı ayrı güzel,
Her hali bize çok özel,
Haydi durma, koşta gel,
Kuzköy bizi çağırıyor.
Ekmeğimizi acıya bandık,
Kuzköy bizim için kutsaldır.
Kuzköyle konuşmasını bilen,
gerçeğide görür ...
Biz sanırdık ki, Kuzköyden gidince varlık artar,
Varlık artınca daha çok mutlu oluruz,
Meğerse mutluluk Kuzköydeymiş.
Bana eski köyüm lazım,
Birde sazım,
Mürekkebim bitti, kurudu yazım,
Anılarım yeşerdi yine.
Nerede o koyun sesleri,
Gelen iki odun attı, giden iki odun attı,
Ağzıma koca saç tenekeyi kapattı,
İçimdeki ateş duvarlarımı çatlattı,
Kuzköy de bir ekmek fırınıyım ben.
Etrafımı duman kapladı,
Kuzköyde bir sokak lambasıyım ben.
Etrafıma ışık saçmak için
Kendimi yakarım,
Işığımın altından geçenler
Beni farketmez bile,
Ben ancak yandığımla kalırım ..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!