Bahtım tevellüdden, şeb gibi kara,
Yekpâre dertlere, aşkınım leylen…
Gabra nasıl müptelaysa yağmura,
Ben de sana öyle, düşkünüm leylen…
Ben sana tiryâki, ben sana matlup,
Tutuklandım tutkularım suç diye,
Ben şimdi, dört duvar içinde mahkûm…
Yanlış nerde soruyorum kendime,
Ben şimdi nedende, niçinde mahkûm…
Hangi gerekçeyle, aldım cezamı,
Mahlasım aşk benim, şiirim sevda,
Ayrılıklar yoktur, kıtalarımda…
Gönül ezgilerim, aynı oktavda,
Haykırışlar çoktur, notalarımda…
Ne zaman çok sevsem, bedel öderim,
Çiğdemler baharı getirdi yine
Zamansız açıyor mahmur çiçeğim
Bütün dertlerimi bitirdi yine
Mutluluk saçıyor mahmur çiçeğim
Solar mı dalından koparıp tutsam?
Bugün bayram annem sizden uzağım
Bayram mı olurmuş mahpus damında
Burada bitiyor en güzel çağım
Gençlik mi kalırmış mahpus damında
Duvarlar gözüme nem yetiriyor
İçimi kemiren bu pişmanlığı
Aldım mahpushane gecelerinde
Geçiyor ömrümün en güzel çağı
Kaldım mahpushane gecelerinde
Buraya düşeli geçti kaç sene
Bu hayat beşikle mezar arası
Menfaat üstüne kurulmuş dünya
Gariplerin aynı yürek yarası
Zulmetin ağıyla örülmüş dünya
Çoğu yüreklerin farkı yok taştan
Samimi hislerle açtım kolumu,
Boşlukta bırakmam uzatırsan el.
Aşkına emanet ettim solumu,
Hiç tereddüt etme düşünmeden gel...
Anahtarı sevdam yürek bir mahzen,
Ben hüzün kentinin, yalnız çocuğu,
Mutluluk çok uzak, bir şehir bana…
İçimde ürperti, gözümde buğu,
Bir tek gün görmedim, huzurdan yana…
Gün be gün artıyor, saçımda aklar,
Derbederim sensizlikten ötürü,
Yokluğun her zaman başıma bela.
Mavi gözlerinle aklıma yürü,
Sarı saçlarını kalbime dola.
Orada öylece kal Manuela…




-
Ahmet Nejat Alperen
Tüm YorumlarHocam elinize,yüreğinize sağlık. Çok güzel mısralar yazmışınız. Yeni çalışmalar bekliyoruz.