Bir yol vardı hatırlıyorum
Dün gibi
Atlara bağlı arabalar , duvara asılı fener, eşikte değirmenli sokak
Asmadan çardaktan bir yol hatırlıyorum
Üzerinde tozlu yılların izleri mayıs gibi kozalı ve gelincik
Çocukluğa meraklı bir çığlıktı özgürlük esip çalkalandıkça bağrı yanık martılara dağlara aşka güneşe
Ölümden bile tarihçesi eskiydi
Yolu uzun yükü ağır
Sevgilisi insan olan yaşama sevincinin hey hat..
Makaralarda çilingirsiz çırıksız yumakları palangalara sarıyordu dünyanın caddeleri ve sinema şehirleri
Çarpık yapılaşmalı
Kuponlu çarşılı
Kornalı düdüklü sefil kampanyalarla cılkı çıkıncaya kadar dolmuşların terminalden rafa kalktığı
Evlerin üstüne sapsarı sokak lambalarının sapsarı kör karanlığı üşüştüğü
Göçebeydi artık her şey şişe fabrikalarında işe başlayıp cam kırıklarında azapkeş hayatı sonlanan
Ve suyun akranı susuzluğun dostu toprağın ve sözün insan hali acı dersler çıkarmaya hayattan
Damara derine dokunan külüstür acentası alfabeler heceliyordu durup dinlenmek bilmeden
Baharlı giysileriyle kırlar kıraçlar
Ve pamuk şekerleriyle bir yudum sevincinin tadı damağında kalan
Çinko masraflardan acı su içmiş gibi geçmişi gelecek zaman zarfının her yerine saçaklar altında
Akşam üzerilerilerinin
Soğuk damgalar vurulmuş mühürlenmiş mor kopçalarla etrafını seyredip dolanan göçebe sığınak
Karanlığa soyunmuş geceyi parlatıp cilalıyor sanki tek katlı ay ışığıyla bir yol vardı
Hayatın ders boşluklarında cumartesi dahil köprüden mayıs polenlerinden ve dünyadan sonraki
Son çıkış gibi
Mayıs/26
Kayıt Tarihi : 2.05.2026 18:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!