Göz altı kırışıklığina aldırmadan,
Gülümsedi kadın.
Açtı avuçlarını arş-ı alâya,
Mahremiyet ve masumiyet diledi tanrıdan.
Uyanmadan,gelincik tarlalarında ki serçeler,
Kurumadan kâğıtdaki mürekkep kokusu,
Ferfecir anlara ithafen matem havasında.
Saçlarını bıraktı omuzlarından sırtına,
Bir devrin kapanış hissetti,
Sarayda üryan bir cariye gibi,
Parmak uçlarına basarak yürüdü,
Yürüdü ve gitti.
Kimse bilmedi,
Teninde ki ay ışığını,
Ve müptelası olduğu pencere kenarlarını.
Sonra;
Atlılar geldi,
Kısraklar,
Aygırlar,
Kıratlar.
Kösler vuruldu,
Davullar çalındı,
Kınından çekildi kılıçlar,
Bir mihr-i can gününde.
Bu bir meydan savaşı,
Devr-i sabık hikaye,
Kan ve aşk ile.
Bozkıra serildi,
Gülistan da güller,
Yaylalarda sümbüller.
Bir kadın kaldı geriye,
Bir hikayenin tam ortasında,
Biraz sevmeye kısır,
Biraz sevilmeye anaç.
Kayıt Tarihi : 12.04.2026 01:03:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



