Gece ağır adımlarla çökerken bu kadim surların üzerine,
Bazalt taşlar gün boyu yuttuğu ateşi kusar sokaklara.
İncecik bir feryat düşer Hevsel’in sisli koynuna;
Mardin’e gider turnam, süzülerek Mezopotamya’nın engin göğünde,
Sarı taş konağın pencerelerinden sızan o kırık sevdaları muştulamak için.
Göç vaktidir dedim, acı tatlı ne varsa yükledim kanatlarına.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta