Ustası hamur açar, kader özenle böler,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Kesilen her bir parça ezilir, kader güler,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Bastırılan giderek kendi içine çöker,
Canı ortaya koyan, içine derdi döker,
Dört köşeden katlanır, dünya yükünü çeker,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Yüzlerce can tahtadan savrulur da kazana,
"Biz farklıyız" diyenler, kapılıyorken zanna
Aynı kaynar suda kim çıkar ki gün yüzüne?
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Kırk tanesi sığmalı, bir kaşığın içine,
Diye kıyım sığınmış, vicdanın anacına.
Sebat etmek herkesin elbet değil harcına,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Yoğurt örter üstünü, seyredersin ibretle,
Kızgın yağlar dökerler, yakarlar bir hiddetle,
Altta hayatlar söner, örtülür bu zilletle,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Bak sofrayı kurana, kimin eli kaşıkta;
Bir kör boğaz uğruna yiyen bekler eşikte,
Biri yer, biri bakar; tok görmez, aç açıkta...
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Mesut der; bir olmazsak, hamur tahtada kurur
Harç bozulur kokar da dayanışmayı vurur,
Adalet sofrasında, bir fitne aşı durur,
Kim pişiyor, kim yiyor, gör yutulmadan önce.
Kayıt Tarihi : 26.07.2026 11:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!