sayfa sayfa yaktım mektupları
dolduracak bir boşluk kalmadı
gönlümde esen rüzgar darıldı
koşsam ne fayda çare kalmadı
hicran sardı evin bahçesini
kar taneleri öpüşürdü saçlarınla
bu mevsimde olacak iş miydi
sokağında solmamış günlerin
yatağında kurumamış güllerin
yüreğimde bıraktığın izlerin seyrindeyim
şimdi kayboluşların dibindeyim
çıkmak zor bu zifiri karanlıktan
kaç kez toprağa gömüldüm
ama yapamadım, sende kaldı nefesim
biliyorum kızacaksın yazdığım son şiire
kimsesizce kokluyorum soyduğun portakal kabuklarını
saçlarım ağarmış ve yüreğimin meskun yerlerinde segah makamında bir şarkı çalıyor
korkusuzca yıkamaya yelteniyorum kan kokan çıkmaz sokağımızı
kilitli bir kapıdır şimdi bizden artakalan
bu matem dolu şehrin kalbinde
bu gece misafirinim sen kabul etmesen de
yaralarıma bir tutam sevgin yeter artar bile
işte geldim yatacağım mabedinde
bana bahşettiğin cenneti hissetmeye
al içimden savur külleri
telefon zillerimiz sustukça
gölgelerimiz büyüyor
sığmaz oluyoruz yeryüzünün sessiz girdabına
bir yanım sen dolu
bir yanımı korkular sarmış
yeni bir mevsim doğmadan
ve yeni bir hüzün kaplamadan yüreğimi
kapısını aç yüreğinin asma katının
çiçekler açsın heybemde
bu garip bir öykü
ne yana baksak oralı olamıyoruz
hangi şehre gitsek hep kıyılara vuruyoruz
hangi saate baksak geç kalıyoruz
hangi yüreğe başımızı yaslasak
solmaktan beter oluyoruz
kursağımda kaldı biteviye geceler
düşlerimde saklıyorum bal gülüşlerini
mahzeninden içilmeli şaraplar
öyle bir mecnunum ki aşkına talibim
susmaz oldu dilimde şarkılar
yüzümüzde gülüşler eksik
ruhumuz bir kafeste darmadağın
umutlarımız birer enkaz
utanma yüreğim, sen de ağla
sevdalarımız vardı, rüzgar alıp götürdü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!