Mahmut Nazik Şiirleri - Şair Mahmut Nazik

Mahmut Nazik

ATEŞE EYVALLAH KÜLE EYVALLAH

Bu dünya mülk değil yetince vade
Mezemiz muhabbet yaşamak sade
Dizimde sevgili elimde bade
Sevişe söyleşe yola eyvallah

Devamını Oku
Mahmut Nazik

BEN SEVDAMI
TÜRKÜLERE BÖLMÜŞÜM
S
EV
DAN

Devamını Oku
Mahmut Nazik

BEN KÖY YERİNDE DOĞMUŞUM

Ben köy yerinde doğmuşum
Her zaman derim şanslı olduğumu
Bir çakmak taşıyla kesip
Bir anız da atmış

Devamını Oku
Mahmut Nazik

BEŞİĞİNİ SALLAR UYANMAYASIN

Beşiğini sallar uyanmayasın
Zulmün kalesine dayanmayasın
Sırt sırta verip de direnmeyesin
Bilir misin ne yezittir o zalım

Devamını Oku
Mahmut Nazik

ANNEMİZ ÖPSE DE GEÇMİYOR GÖNÜL AĞRIMIZ

yanıyor yanmasına da şehirler
gönlümüze geri döner mi turnalar bir daha
toprağa düşen bu çiçekler nasıl uyanacak

Devamını Oku
Mahmut Nazik

AŞK ÖTESİ TEVEKKELTÜ AL ALLAH

Bir kurt masalı öğretin gerçeğin
Bir kez yanılsaydın derdim eyvallah
Ayar tutmuyor bir türlü ölçeğin
Dün helal dediğin bugünse günah

Devamını Oku
Mahmut Nazik

AŞKI İSRAF ETTİM DOKUNMA BANA

Sorma meyhaneci ne oldu aşkın
Aşkı israf ettim dokunma bana
Sürünsem tükensem acıma sakın
Ömrümü sarf ettim dokunma bana

Devamını Oku
Mahmut Nazik

ANAM KIRKLARA GARIŞTI
- Seksen küsür yaşında bir anam var. Bu yaz bizim mahallede geceleri kadınlar bir araya gelip sohbet etmeye başladılar. anama da gel demişler. Sohbetten geldi ki:
- Anam, anam, anam belim! Of of of, her yanlarım! zeytin yağı getirin, gupa çekin.
Gadın essah bir dünya yorgunu.
- Ne oldu ana, gamyon mu çarptı, düştün mü?
O, anlattı:

Devamını Oku
Mahmut Nazik

çok acı canımın içi çok acı
sabaha sızmayı beklerken
bir gecede vurulmuş gelin gibi yerde
altı bin zeytin ağacı

bir görseydin sevgili

Devamını Oku
Mahmut Nazik

BU BÜYÜKLERE BİR MASLALDIR. (yeni)

Bilge bir adam yola çıkmış şöyel bir insanları görmek istemiş. Bakmış bir meydanda yüksekçe bir gübre yığınının üstüne bir adam çımış; altında bir sürü adem ona biat etmiş, yönü ona ibadet ediyor. ‘Yat! ’ diyor yatıyorlar; ‘Kalk! ’ diyor, insanlar da sürü halinde kalkıyor. Kimseden kuru kuruya niye yatalım, niye kalkalım deyip bir sorgulayan yok.. Kimsi ‘vatan’, kimisi de ‘İslam sizinle gurur duyuyor! ’ diye, zıplayıp çığırışıp duruyorlar. Bir süre söylenenleri dinlemiş ama ama ne söyleyenin söylediğine bir anlam verebilmiş, ne dinleyenin alkışından bir şey anlamış. Yoluna devam etmiş.

Bir süre sonra ulu bir ağaca rastlamış. Öyle büyük bir ağaç ki Gövdesinde kaç sevdanın, kaç kavganın izi, kaç ihanetin yarası var; kim bilir kaç yıllıktır diye düşünmüş.

Devamını Oku