Ey gönül!
Tutunma artık düş
Düş ki kırılmasın bir dal daha
Yaralamasın bir söz daha
Elem çekecek yer mi kaldı?
Tatlı dillere kanar
Bir ucundan tutsan sen de
Döndürelim şu çarkı geriye
İlerisi yok bu yolun
Hemhallilerden yoksun
Kaldırımlar yalnızlık tartısı
Bir selamdan bir kelamdan yoksun
Oysa ne zarif dans ederlerdi buğday başakları
Kâh kurbağalardan kâh derelerden yana
Ahenkle sıçrarlarken bir taştan bir taşa
Rüzgârlarına kapılır giderdik biz de
Gamzelerimizde avuç avuç topraklarla.
Şu çentikler anlar mı saymalardan,
Yoksa boşuna mı kirletilir duvarlar?
Sığar mı ranzalara bu düşünceler?
İhanetler, kederler, kaderden kesitler
Çok kötülük sığdı içime
Uykularıma taştı kimi zaman
Baştan ayağa mumyalandım
Kıpırdayamadı ellerim
Semaya açılamadan durdu
Sen varken ezgiler akardı çeşmelerden
Etrafında körpe magazinci kızlar
Gemi yüzdüren çocuklar hep şen.
Sen varken güleçti hasbihalleri
Büyük odada içilen çayların
Bir sevenim olsa kiyop
Duvağında çiçeklerle baharım
Koylarda sıkışan dilime ses
Çökük avurtularımın ustası olsa
Sarsa beni kiyop
Hangi pencereden baksam puslu
Renklerin karmaşalı dansından kör oldu
ayaklarım,
Ağır bir rüzgâr eziyor benliğimi lakayt tavırlarla
Kıpırtısız taşların müziklerinde sıkışırken buharlarla
Gürültülü bir ortam
Meşhur kabadayı naraları
Merdiven korkuluğundan
Sarkmış ayyaş kolları
Etrafta kelebekler gibi uçuşan
Tomar tomar kumar kağıtları
Hayallerdir sevgiyi ayakta tutan
Bir ağacın altında sessizce kitap okumak
Sevinçle öten kuşlarla beraber şarkı söylemek
Henüz yeni olgunlaşmış bir tarlanın başında
Ağustos böceğinin sesiyle uyanmak
Hayallerdir yaşamın umudu olan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!