Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum?
Yüreğimdeki sevgini kışa nasıl estirdiğini mi?
Hasretlere nasıl kuşunlar döktüğünü mü?
Saatler sensizliğin pusulasını nasıl değiştirdiğini mi?
Keder sularında düşlerimin nasıl gömüldüğünü mü?
Göğsümde gezen ellerin nasıl kırdığını mı?
Gidiyorum diyorsun ya
Gidiyorum diyorsun ya
Sen zaten yoktun
Sokaklarda odalarda
Hatta anılarda
Ben sensizliği bölmüştüm
Dün gece düşlerime kancalar
Atıldı sessizce
Hayallerime sensizliğin soğuk kokusu
Karıştı
Anıların yakarışları mızrap yemiş gibi
Titriyor ölümüme
Gitmek gerek bazen
Gözyaşımın kezzabını yüreğime akıtarak
Anıları salkim saçak serperek
Ayrılığın okunu hayallerle saplayarak
Yitik gecelerden ömrümün öfkelerini sökerek
Gitmeyi kabullenmesemde
Yolla çıkmak lazım
Yürek yelkeninin götürdüğü
Yere gitmek lazım
Sevda kırıntılarını bavula doldurup
Hasret kelimelerini rüzgârla uçurup
Özlemlerin üzerine ayrılık ziftini döküp
Gittin ya
Ama ben
Her akşamüstü
Aynı saatte
Dokuzu on geçe
Kapındayım
Önünde kahvesi elinde bir kitap
Gözlüğünün arkasından gizli gizli
Göz gezdiriyor olmuyor muhatap
Giydiği çizgili takım elbisesi kaliteli
Bak gökyüzü kapalı akıtıyor gözyaşlarını
Kursağımı bir şeyler deliyor sanki
Oturdum bir parka saatlerce
Islattım hatta üşütmek istedim anılarını
Sığındığım gözyaşlarının düş yansımalarını
Bıraktım kefenim olacak kara toprağın eteğine
Terazi gözünü doldurmayan sebeplerin
Peşinde koşarken kaybettim yolumu
Gençliğim
Tüfeğin namlusundan çıkan bir kurşun gibi
Yaşadım bitirdim
Beynimi gün be gün kemirdi küflü düşünceler
Çıktı Yigitler Er Meydane
Hepside Birbirinden Meydane
Yüzler Ak Ve Kara
Ellerde Telefon Selfie Gerisi Bahane




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!