Yolla çıkmak lazım
Yürek yelkeninin götürdüğü
Yere gitmek lazım
Sevda kırıntılarını bavula doldurup
Hasret kelimelerini rüzgârla uçurup
Özlemlerin üzerine ayrılık ziftini döküp
Gittin ya
Ama ben
Her akşamüstü
Aynı saatte
Dokuzu on geçe
Kapındayım
Önünde kahvesi elinde bir kitap
Gözlüğünün arkasından gizli gizli
Göz gezdiriyor olmuyor muhatap
Giydiği çizgili takım elbisesi kaliteli
Bak gökyüzü kapalı akıtıyor gözyaşlarını
Kursağımı bir şeyler deliyor sanki
Oturdum bir parka saatlerce
Islattım hatta üşütmek istedim anılarını
Sığındığım gözyaşlarının düş yansımalarını
Bıraktım kefenim olacak kara toprağın eteğine
Terazi gözünü doldurmayan sebeplerin
Peşinde koşarken kaybettim yolumu
Gençliğim
Tüfeğin namlusundan çıkan bir kurşun gibi
Yaşadım bitirdim
Beynimi gün be gün kemirdi küflü düşünceler
Çıktı Yigitler Er Meydane
Hepside Birbirinden Meydane
Yüzler Ak Ve Kara
Ellerde Telefon Selfie Gerisi Bahane
Sonbahar yapraklari gibi döküldün
Gozumden
Dudağımdan
ömrümden
Bardaktan boşalan yagmur gibi
Boşaldin
Gidecegim.diyorsun
Hadi git gitme demeyeceğim
Aglamiyacagim yalvarmiyacagim.
Nede yolunu kesecegim tutmatacagim
Gule gule git Bakma diyecegim
Ne şiselere gömülecegim
Gideceğim diyorsun
Bir şey bırakmayacağım diyorsun
Ama bilmediğin şey
Ömrüme girerken yüreğimde
Esti sensizliğin dört mevsimleri
Gözaltlarındaki kırışıklara hatta
Diline dolama drahsan’lı haram sözlerini
Hak emriyle yudumla aşk-ı leyli şarabını
Veresin güler yüzle farzı sünnet olan selamı
Gıybet tohumuna yum gözlerini kapa kulağını
Yolların çevrilse lale ile sümbülle bolsa zerle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!