Korkuyorum senden ölüm
Vakitli, vakitsiz geleceksin
Kırılmış, saçılmış hayallerimi
Söndüreceksin
En zayıf anımda gözyaşlarımın
Damlaması gibi
Koşuyorum ter revan içinde
Önünde sen
Arkamda bir kalabalık
Her ağızdan ayrı bir ses
Ellerde sopa
Sonra bir araba yaklaştı seni aldı
Boş ver kederleri, sızıları kov gitsin
Yaşamın labirentli dalgalarına
Arkadaş
Takma kafama
Dünyanın türlü türlü halleri var
Namertliği, mertliği masal yapanlar
Köyümün üstündeki dağlarda
Yüreğime doğru açıyor sarıçiçekler
Kimseler uyuyamaz hayallerle, anılarla
Sabaha kadar sevdanın özlemi kokar
Alın çehrelerden dökülür aydınlık yarının
Yaşları
Üç dinin kutsal yurdu
Hasret yuregi gözyaşıyla bogdu
Yahudi zulüm ile inliyordu
Ummeti ayirdi batiya savurdu
Kelimelerdeki sevdalar kana boğuldu
İnsanlık yetim.kaliyor
Kimler geldi kimler geçti
Hepsi avundu hep söylendi
Fani dünya sen yalanmış dedi
Hırsa büründüler makam mevki
Kazandıkça durmadı yetmedi dedi
Hava soğuk ve puslu ve karanlık
Düşünceler yürekler nankörlükle kalabalık
Dünya görmedi böyle bir vahşeti barbalık
Yanık yanık analar bağırıyor kimseler duymuyor
Katliamdan hocalı boşalıyor millet geçmiş karşısına
Bugün yirmi altı şubat yüreklerin üşüdüğü
Cesetlerle yarınlarda insan ayıbı koktuğu
Azeri çocuklarının hürriyeti dokuduğu
Ermeni karaltısının tarihe leke olduğu
Hakların izleme örgütün raporu adaleti yaktı
Yorgun gözlerim
Bitkin yüreğim
Kırık kalemim
Buruşuk kağıdım
Nefeste yitik sevdam
Omurde son bir yudum
Gönlündekini gizleyen dilinde hakk olan
Elindekini yok sayan daha fazla isteyen
Her gün başka mekânları ziyaret eden
Böbürlene böbürlene yeniklerini anlatan
Tencerede pişeni konu komşuya dağıtan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!