Lavinia Şiiri - Özdemir Asaf

Özdemir Asaf
11 Haziran 1923 - 28 Ocak 1981
331

ŞİİR


2004

TAKİPÇİ

Lavinia

Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

1957

Özdemir Asaf
Kayıt Tarihi : 15.06.2000 18:59:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Şiir Katibi
    Şiir Katibi

    aynen

    Cevap Yaz
  • Şiir Katibi
    Şiir Katibi

    aynen7

    Cevap Yaz
  • Tuna Kıpçak
    Tuna Kıpçak

    derviş

    hoşçakal ve benden uzak,
    mülevveslerin kalbinde emmare nefsim,
    yine de hoşt çakal demiyorum, ve görüyorsun;
    ne denli inceldiği yerden bağlandığımı edebe ya hû…

    elbette samanyolu galaksisine savrulan
    kahve çekirdeği kokusuydu hasret,
    ve sen; her daim smokinli,
    paytak paytak yürüyen bir penguendin,
    ya ben, bir yekpare orman çıtırtılarının ürpertisi…

    benliğiyle efsunkâr o karaca nazarına bakamazken,
    yan yana fakat karşı karşıyaydık
    ve aynı yöne bakarken,
    o gece gündüz açık esnaf lokantasında,
    sabah çorbalarımızın buharı,
    birbirine karmaşıyordu…

    ah
    aşk;
    yüreklerimizin buzulunda,
    kızakla kayan bir çocuğun,
    hırkasına sakladığı çekiç ile kırmasıydı buzu…

    ve kulaç attık farklı iklimlerin soğuğuna ve
    şimdi titriyoruz tir\tir, ayrılık deyince,
    ki ayrılık,
    yüzümün atlasına sinen,
    çam kokusu ile,
    kar tebessümleriydi…

    bu son sözümüz olsun varsın,
    tamam dedik, bitsin, söz verelim peki,
    orta mescid kıraathanesinin,
    ikramı kabul görmez bir fincan kahvesinin hatırsızlığına…

    peki ve bir peki daha,
    öyle duruyorum karşında,
    tamamlanmamış bir sapak çayevi heykeli gibi,
    öyle duruyorum,
    taş kesilmiş bir taş bağırlı gibi,

    bir martı leş niyetine didikliyor kalbimi ve
    goncalarındaki hakikate aklımın ermediği,
    bir gül bahçesi soluyordu sanki kalbimde…

    ve işittik,
    /tamam mı
    dedi, gaiplerden bir sesti,
    duyduk;

    sol yanım liğme liğme,
    alıp bir morg masasının üstüne attım
    öylece attım solumu; soluğumu,
    rayından fırlamış bir tren kadar
    şaşkındım, etrafa saçılan eşyalar gibi,
    anlamsız…
    içimin çatlağından sızan korku,
    aklımın tavanından yüreğime damlıyor;
    küfff kokusu,
    nem kokusu,
    ölülü masada sol yanım,
    zuhûratın tâbisi tel örgümüzdeki,
    parçalarımı topluyorum…
    bir martının gözlerini oyup,
    çıkmış gözlerinin yuvalarına,
    iki okyanus bilye yerleştiriyorum,
    öylece…

    bir kardan adama havuçtan burun yapar gibi,
    musafahasız,
    böyle hazin, noksan ve tamamlanmamış,
    tek kelime edemezken sükûtuna,
    ve o buz gibi masada,
    sol yanım ezik bir gül gibi ağlarken,
    böylece…

    böylece son bulmalı,
    zincirlikuyunun asrî kokusu ve
    karacaahmetin derviş gülüşü,
    ah

    Cevap Yaz
  • Gültekin Tanrıkulu
    Gültekin Tanrıkulu

    Ben de 12 yaşındayım bok gibi şiir

    Cevap Yaz
    Vurdurmuş Ali

    Hay ağzını gözünü yiyim üstat doğru söze ne denir????

TÜM YORUMLAR (159)

Özdemir Asaf