Dünya, aklın düzenlediği bir anlamlar bütünü değil; kör, amaçsız ve doyumsuz bir istemenin görünümüdür. İnsan, kendisini özgür sandığı ölçüde bu istemenin en mahkûm parçasıdır. Çünkü arzu, tatmin edildiği anda yok olmaz; yalnızca biçim değiştirir. Böylece mutluluk, elde edilen bir durum değil, kısa bir yanılsama aralığı olarak yaşanır.
Yaşam, acı ile can sıkıntısı arasında salınır. Acı, istemenin engellendiği yerde doğar; can sıkıntısı ise istemenin geçici olarak sustuğu anlarda. Bu iki uç arasında insan, kendisini “anlam” ürettiğine ikna ederek ayakta kalır. Oysa anlam, dünyanın özünde değil; insanın katlanma ihtiyacında kök salar.
Ahlâk, kurallardan değil, merhametten doğar. Başkasının acısını gerçekten kavrayabilen kişi, onu kendisinden ayrı görmez. Çünkü bütün bireyler, tek ve aynı istemenin farklı yüzleridir. Bu yüzden gerçek erdem, başarıdan değil; acıya zarar eklememekten geçer.
Sanat, istemenin kısa süreliğine sustuğu nadir alanlardan biridir. Estetik bakışta insan, bir anlığına istemek yerine seyreder. Müzik ise istemenin doğrudan dili olduğu için, dünyayı anlatmaz; dünyanın içini duyurur. Bu yüzden müzik, en derin tesellidir.
Bilgelik, dünyayı düzeltme iddiasından vazgeçmekle başlar. Kurtuluş, arzuların tatmininde değil; onların azaltılmasında yatar. İnsan ne kadar az isterse, o kadar az bağlanır; ne kadar az bağlanırsa, o kadar az acı çeker.
Bu evrende umut bir erdem değil, bir oyalanmadır. Sessiz kabulleniş ise yenilgi değil; varoluşun doğasına duyulan en dürüst saygıdır.
Filozof
Kayıt Tarihi : 11.1.2026 11:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!