Sen beni yaraladın…
Öyle bir yerimden ki,
dokunsam kanamıyor artık,
dokunmasam da geçmiyor.
İçimde bir kuyu açtın,
dibine ay ışığı bile inmiyor.
Ne zaman kendime eğilsem
yüzüm değil, sen çıkıyorsun karşıma.
Ben sana ölmedim yalnız;
senden sonra içimde
kaç bahar daha doğmadan kışa döndü,
kaç kuş gökyüzünü unutup
kalbimin çatısına kondu, bilmiyorum.
Bir gece adını
evimin bütün duvarlarından sildim.
Sabah uyandığımda
duvarlar yerindeydi,
ama evimden ben eksilmiştim.
Sen gittin…
Kapının ardında bir sessizlik bıraktın.
O sessizlik büyüdü,
soframa oturdu,
yatağımın ucunda sabahladı,
hatta bir gün
benim yerime aynaya bakmaya başladı.
Şimdi içimde
kimsenin bilmediği bir mezarlık var.
Orada sana söylediğim sözler yatıyor,
yarım kalmış vedalar,
geri dönmeyen bakışlar
ve seni severken kaybettiğim ben…
Bazen yağmur yağıyor.
Sanıyorum ki gökyüzü de
senin ardından ağlıyor.
Meğer bulutların da
unutmayı bilmediği geceler varmış.
Ben seni affetmeyeceğim belki,
ama senden nefret etmeyi de öğrenemedim.
Çünkü insan
kendi kalbinde açtığı yaraya
düşman olamıyor.
Sen beni yaraladın.
Ben ise o yaranın içinde
kendime bir ömür kurdum.
Şimdi dönsen,
hangi kapıyı çalacaksın?
Ben eski evimde değilim artık.
O evin anahtarını
bir uçurumun cebine bıraktım.
Ve bir gün karşılaşırsak,
sakın gözlerime uzun bakma…
Çünkü gözlerim seni affetmiş olabilir,
ama içimdeki yangın
henüz küllerine kavuşmadı.
Ben öldüm sana,
ama ölümüm sessiz olmadı.
Küllerim savrulurken
adını da götürdü rüzgâr.
Bir gün geri dönersem
beni tanıyamazsın.
Çünkü ben artık
sana gelen adam değilim.
Ben,
senin yaktığın yerlerden
geceye doğru büyüyen
bir yangınım.
Cehennem olur dönerim bir gün…
Ama seni yakmak için değil;
bir zamanlar beni yakan
o sevdanın
artık hiçbir yerde
ışık bulamaması için.
Kayıt Tarihi : 3.09.2026 22:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!