Benim çocukluğumda
Sarı helikopterler
Yani yusufçuklar inerdi yemyeşil çayırlara.
Kuzular yayılırdı şafak ışıklarıyla.
Kızıllaşırdı dağlar sisleri dağılınca.
Tavşanlar koşuşurdu gökyüzü ağarınca.
Turnalar uçuşurdu,
Ördekler peşi sıra;
Ve yemini bölüşürdü harmanlarda kumrular.
Koyun sağardı anam ve
Yağmur yağardı sürüsüne çobanın;
Meleşirdi yavrular.
Biraz kaşar peyniri, biraz da tereyağı
Üçbeş tane yumurta; yeni sağılmış sütle
Kahvaltı yapılırdı söğütlerin altında.
Sofra duası bitip, çaylar yudumlanırken
Nasihatler verirdi kardeşlerime babam.
En küçüğü onların onüç aylıktı henüz.
Yay gibi iki kaşı ve altında bir çift göz.
Kıpkırmızı yanağı günaşırı parlardı
Apak geçerdi o yüz.
Yorulmak bilmez babam tırpanını bileyip,
Atını eyerleyip tarlaya giderdi.
Kardeşimi uyutup anam da ardı sıra.
Katmer denen böreğin kokusu yayılırdı
Onun kutsal elinden.
Babam tarla biçerken
Biz ise maç yapardık yukarı mahalleyle.
Salça kutularından kupalar kazanırdık.
Benim çocukluğumda
Güvercin yakalardı koyun yemliklerinde
Pardösüsüyle abim.
Misket, şişti, saklambaç
Bunlardı eğlencemiz.
Gün akşamı bulunca nal sesleri gelirdi
Aşağı mahalleden.
Anam eyeri tutar, babam inerdi attan.
Tırpanını bırakıp, indirirdi heybeyi.
Tamamen görünürdü ayran kabının dibi.
Akşam yemeği yenir, anam kazak örerdi,
Ablamsa halı, kilim.
Yüreğini görürdüm ablamın ellerinde
Makaslanan o telin.
Yıldızların altında mahalleli çocuklar
Bir araya gelirdi.
Amcamın harmanında kâh türkü söylenirdi
Kâh bilinen fıkralar.
Kemerler saklanırdı, karanlıktı sokaklar
Ama hiç asılmazdı o zamanlar şakaklar.
Benim çocukluğumda
Düğünler kurulurdu evlerin bahçesine.
Komşu köyün gençleri kimi traktörlerle
Kimi yayan gelirdi.
Kimisi saz çalardı, kimi horon teperdi.
Kınalar yakılırdı gelinciğin eline.
Ve damadın babası kemer bağlardı
Onun ince beline.
Çerezler savrulurdu damlardan, bacalardan.
Kadınlar mevlit dinlerdi içerde hacılardan.
Yalnız düğünler değil, seyranlar yapılırdı
Mis kokulu yaylada.
Herkeste bir mutluluk ve bereket toprakta.
Ninem namazın kılıp, yatsı vakti olunca
Bana masal okurdu, küçük aşkıma ninni.
Uyumamışsa eğer; ilk önce kandırırdım,
Öpücük kondururdum elma yanaklarına.
Anam kızardı bana, kulağımı çekerdi.
Şimdi ise büyüdüm.
Eşek kadar oldum ben.
Elli dokuzu buldu artık yaşı anamın.
Ve gizliden usulca, kızıl toprağı öptü
Gözyaşları babamın.
Ninem sizlere ömür,
ve uzaktayız şimdi.
Tezek yok buralarda, yakacak artık kömür.
Kardeşimde büyüdü.
Elçi geldi dün akşam küçük oğlu halamın.
Hâlâ eski öğüdü kulağımda babamın:
Koca şehirlerde kocalmaktansa,
KÜÇÜK ŞEHİRLERİN,
KOCA ÇOCUĞU olun.
Gebze.19.02.2002 Saat:20.30
Erkan SavaşKayıt Tarihi : 25.6.2010 22:01:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Çocukluğumuz üzerine yazılmış yoğun duygular. Ve gurbet. Ve alışılamayan yeni yaşam tarzları. Beğeninize.

TÜM YORUMLAR (1)