1.
Saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın
Saçlarını ruhumun evliyalarınca örülen
Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin
Gözlerin kaç kişinin gözlerinde gezinir
Sen kaç köşeli yıldızsın
Bir inadım kaldı eskiyip değişmeyen,
Bir de kahrolası gururum.
Kelepir bir hayatla, ucube bir dünya arasında
Gidip gelen eski bir taka misali yaşarım, yaşamaksa
Zaten karanlık geceler misâli bahtım
Devamını Oku
Bir de kahrolası gururum.
Kelepir bir hayatla, ucube bir dünya arasında
Gidip gelen eski bir taka misali yaşarım, yaşamaksa
Zaten karanlık geceler misâli bahtım




Vadim o kadar güzelki isimli nazireniz için sizi candan kutluyorum Hasan abi...
Osman bey (Tuğlu),
Köşeler isimli nazilenizi iftaharla okumuş bulunmaktayım..
hece de olsun,divanda olsun serbestte olsun nasıl şıkır şıkır yazıyoruz hepimiz.Sezai beyin koltukları kabaracak..
kırkağaç'ın şekeri
kim yaptı bu tekeri
babası kurban olsun
gel kekeri kekeri
kalemim turşu kazar
dolaştım çarşı pazar
ölecem azar azar
nerden bulam hıyari
sakın bana darılma
oy Nurani Nurani
getir Kuran'ı öpem
yemem ben hiç harami
Bu şiirde anlatılan sevgili İstanbul. Ya aslında yorum yazmamak niyetindeydim, ama şiir okadar güzel ki, değinmeden geçemedim.
İstanbul, bu şiirde özellikle kişileştirilmiş ve bir sevgili olmuş; yani bir insan yaşadığı yere aşık olamaz mı? Ve ben de diyorum ki, ölürcesine o şehre bağlanır Aynı benim güzel amasyama aşık olduğum gibi...Haddim olmayarak aşağıya aldığım 'Vadim O kadar Güzel Ki' şiirim gibi.
Şairi kutlar, sevgi ve saygılarımı sunarım.
yaşlı ve yorgun konaklardan süzülen
dingin kahkahaları
silueti yitik
umutları ve aşkları
taşır Yeşilırmak
hüzünlü bir ezgi gibi
taa uzaklara
Harşena'nın çöker heybeti
bir gizemli gölge olur
kararan nehrin sularında
kaybolur çekilen tüm acılar
Ferhat ile Şirin'in ahından
her gece inler dağlar
Ferhat'ın bağrında saplı
bir hançer kanar
her yıl mezarlarında kırmızı bir gül açar
her dolunayda bir gelin
sessizce ağlar
kah sin kah zindan olmuştur
Pontus kaya mezarları
ağırlamıştır nice yorgun kervanları
hanları
evliyaları
Beyazıt'ın ulu çınarları
yankılanır geçmişin öyküsü
Taşhan'ın duvarlarında
ne özlemler yaşanmıştır
gizemli odalarında
üflenir ney
çalar sazlar
söylenir şarkılar
Bimarhane'nin avlusunda
rast makamında
elması, kirazı
çiçek bamyası
lezzetlerin alası
toyga çorbası
mavisiyle, yeşiliyle
kayınlarıyla, meşeleriyle
hüzünlerin tükendiği düğün yeridir ömrüme
saklı cennet Borabay
aşkların
sevgilerin
hoş görülerin
buluştuğu
yeşil vadi
vadim o kadar güzel ki...
Hasan Buldu
Osman Nurani Bey,Ben Osman Tuğlu Bey'i kastedmiştim aşağıdaki şiir yorumumda,kendileri de yeni şiir yorumlarıyla nazilede ne kadar başarılı olduğumu tekrar tekrar vurgulamışlar..Bunda darılacak gücenecek ne var şimdi akşam akşam
Haz NaZ hanımın tüm yorumlarını çok etkili bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim ayrıcana
teveccühünüz Osman bey..Özellikle serbest nazirede çocukluğumdan beri çok başarılı eserler ortaya koymuşumdur arap naci farkımla..serbest nazire,nazirelerin en zorudur..Edebiyat dersinde ne çok on alırdım serbest nazirelerim sayesinde..elimden geldiği kadar Sezai beye layık olmaya çalıştım işte..
Köşe
1.
Saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın
Saçlarını ruhumun evliyalarınca örülen
Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin
Gözlerin kaç kişinin gözlerinde gezinir
Sen kaç köşeli yıldızsın
Fabrika dumanlarında resmin
Kirli ve temiz haritaları doldurmuşsun
Hâtırasız ve geleceksiz bir iç deniz gibi
Aşka veda etmiş topraklarda durmuşsun
Benim geçmiş zaman içinde yan gelip yattığıma bakma
Ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim
Bir tek köşen bile ayrılmamışken bana
Var olan ve olacak olan bütün köşelerinin sahibi benim
Ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim
Sen kaç köşeli yıldızsın
(1954, Nisan)
2.
Evlerinin içi ayna döşeli
Ayna hâtıra gözler ve sevmek
Benim aşkım bin bir köşeli ah bin bir köşeli
Bir köşe gidince bin köşe yeniden gelecek
Ayna hâtıra gözler ve sevmek
Evlerinin içi kabartma bahar
Köşelerinde keklik gibi bakıp duran saksılar
Halıları öpe öpe nakış yapar nakış gibi ayaklar
Siz söyleyin insan seve seve ölmez ne yapar
Köşelerde keklik gibi bakıp duran saksılar
Evlerinin içi yeni güllerden
Görülmemiş güneşleri görülmemiş gözlerine getiren
Sağ köşedeki entari sol köşedeki şapka
Beni katil suların ortasına bıraka
Katil sular güneşi gözlerinden götüren
Evlerinin içi gurur döşeli
Benim aşkım bin bir köşeli ah bin bir köşeli
(1954, Mayıs)
3.
Sen geldin ve benim deli köşemde durdun
Bulutlar geldi ve üstünde durdu
Merhametin ta kendisiydi gözlerin
Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu
Bulutlar geldi altında durduk
Konuştun güneşi hatırlıyordum
Gariptin yepyeni bir sesin vardı
Bu ses öyle benim öyle yabancı
Bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı
Dişlerin öpülen çocuk yüzleri
Güneşe açılan küçük aynalar
Sert içkiler keskin kokular dişlerin
İçinden geçilen küçük aynalar
Ve güldün rengârenk yağmurlar yağdı
İnsanı ağlatan yağmurlar yağdı
Yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak
Yaralı bir ceylan kalbi gibi içli bir sesin vardı
Sen geldin benim deli köşemde durdun
Bulutlar geldi üstünde durdu
Merhametin ta kendisiydi gözlerin
(1954, Mayıs)
4.
Taşların ortasında Leylâ'nın gözleri
Leylâ köşe köşe göz göz şiirin ortasında
Ben Leylâ'yı bulduğumdan yahut kaybettiğimden beri
Leylâ ya o adamın bardağında ya o dağın ortasında
Ben Leylâ gibi güneş doğarken uyanamam
Şehir gece gündüz benim içime uyur
Leylâ'yı götürüp Londra’nın ortasında bıraksam
Bir bülbül gibi yaşamasını değiştirmez çocuktur
Leylâ diyorsam kesik yanaklarıyla Leylâ
Üç köşeli dünyasıyla
Okuyla yayıyla yaylasıyla acımasıyla
Leylâ diyorsam şu bizim gerçek Leylâ
Biz seni işte böyle seviyoruz Leylâ
O gitti bize ağlamak kaldı kala kala
(1954, Aralık)
5.
Beni yeraltı sularına karşı iyi savun
Tırnağını taşa sürten yitik keçilere karşı
Bu çeşmenin üç köşesinden hangisinden su içecek
Senin bahtsız ve mesut Eyyub'un
Atların en güzel biçimini sessizce kalbime indiriyor
İçimde İstanbul çalkanırken bozbulanık çeşme
Bir dans için can vermeğe hazır bekliyorum
Sen orda gelirayak kuklalara insan gibi konuşmasını öğretme
Su akıyor birikiyor kan lekeleri
Kurtulsam diyorum bir eser buna engel
Öyle büyüyor öyle çoğalıyorsun
İstanbul kalmıyor
Hangi köşesinde huzur o köşesinde sen
Hangi köşesinde yeni çağlara uygun odalar
Ben bölünmez bir şairsem
Sen bölünmez bir anne
Bir çeşme
(1956, Haziran)
Sezai Karakoç
Yilardan 1954 Nisan, mayis, aralik, ve sene 1956 aylardan haziran, bölüm bölüm sevda, irmak irmak sevgi, ve burcu burcu kokan ask. Ne güzel bir ask öyküsü, vuslata uzanan kutlu yollarda, onurun güzelligi, yüreginize gam keder degmesin üstadim.
Bu siiri ilk defa okuyorum, ilk defa okumam da cok iyi oldu :) uzun zamandir böylesine ince bir yürekle yazilmis eser okumamistim...
Seven yüce yüreginize tebrikler efendim...
Secici kurula hürmetler...
Bu güzel eseri Güldeste siir grubumda, paylasmaktan onur, ve kivanc duyuyorum...Tesekkürler...
Bu şiir ile ilgili 42 tane yorum bulunmakta