Kömürcü baba türbesi Şiiri - Hamdi Oruç

Hamdi Oruç
2829

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Kömürcü baba türbesi


Kömürcü baba Türbesi

Kömürcü baba bilmiyorlar seni bilseler bir türbe yaparlar sana
Benim hayalimde bir türben var
Sen kömürle değil karalıkla vaştın
Namusa bulaşan kirlerle savaştın
Fakirlik de kirdir savaştın
Kutluyorum savaşını ve razıyım yalan söylemeye bile
Kahramanlığın süslensin bin yalanla...
Bir türben olması için

Derdin Allahtı bir babaydın kömürcü baba...
En çok karadan kömürden nefret ederdi...
O kömürcü baba
Namusuna kömür sürülmesin yeterdi
Başka bir şey istemedi şu kömürcü baba şu hayattan
Şu dünya gurbetinden.cennet mi istenir…

"Kömürde çalış namusuna sürdürme kömür "derdi her sohbeinde
İşi karaydı babalığı beyaz...
Kömür kırmakla geçti ömrü
Ülkemde kara kömür yedi binlerce ömür...
Ne kara azaldı ne kömür...şu ülkemde
Kara hayatlılar var şu ülkemde

Bayramdan bayrama şendi kömürcü bu baba
Eli öpülürdü bayramdan bayrama
Elleri şendi gözleri şendi bayramdan bayrama
Bayramdan bayrama hatırlanırdı babalığı
Babalığı ömrünün en yüksek dağı
Babalığı ömrünün en yıldızlı dağı

Elinde kazma
Ayağında çizme
Ev yüzü mü gördü
Ev yüzü gördü bayramdan bayrama
Bayram
O kömürcü baba

Bayram
Bu babanın adı da Bayramdı
Bayram görmez her bayram bu ülkede
Bu bayram bayrama hasret...bu baba Bayram
Bu Bayram kömürcü Bayram
Ömrünce görmedi gönlünce bir bayram
Babalığa vefalı bu Bayram
Vatanına bayrağına vefalı bu Bayram
Kış olunca tezek kokan kömür kokan ülkesini değişmedi hiç bir vatana

Ya şu Bayram
Gözü yaşlı gibi yine bu bayram
Bayramlar baba olalı görmedi bayram ülkemde
O yıllarda benim ülkemde ellerim pınar yumruğum dağ değildi
Kara arsız karanlık hırsız...Vur patlasın çal oynasın yaşardı şu ülkemde

Çocukları için
Gecesini gündüze kattı çalıştı
Çocuklarının yüzünü görürdü bayramdan bayrama
Babaydı yüreği kocaman bir dağdı
Yıkılırdı dağ gibi acılar üstüne
Kömürcüydü eli yüzü kömür karası
Yüzümü kara çıkarmayın derdi evlatlarına
Ve alnıma kömür sürmeyin
Her öğüdünde...Dağdı karaya nefreti...
Dağdı çocuklarına şefkati
Kömürle karayla dağdı savaşı
Pirinç kadar küçüktü beyazdı sofrada aşı...
Ne kara kaderi yenebildi ne kara taşı
Kömürcü baba ömrünce bir sabır taşı
Yazık ettik kömürcü babaya...

Karadan kaçışı vardı bu babanın
Karadan kaçmıştı karaya
Kader seçimini yap demişti
Namus karası mı kömür karası mı
Yazık ettik kömürcü babaya...

Deniz mavi bir derinlikti dalamazdı İstanbulda
Bu İstanbullu kömürcü baba
Yüzmeyi bilmeyen bizi
"İstanbulun duymuş taşı toprağı altın gelmiş İstanbula
Çok uzak kentlerden...
Kanatları yok ki uçsun göğün maviliğine
Sis düşmanı mavilik aşığı bu baba
Yazık ettik kömürcü babaya...
İstanbul sisler altındaydı sahibsizdi...o gün

Karanlıktan kaçışı vardı bu babanın
Futbol maçını bile sevmezdi karanlıkta seyretmek
Ah Kara arsız karanlık hırsızdı şu ülkemde
Yazık ettik kömürcü babaya...

Sisten kaçışı vardı bu babanın
İstanbul sisler altındaydı sahibsizdi...o gün
Sahibsizdi bu babanın ülkesi ve kalbi
Duyguları hür olsa gözleri esirdi...
Yazık ettik kömürcü babaya...
İstanbul sisler altındaydı sahibsizdi...o gün

Çocuklarına sahib çıktı o baba
Bir tek gökler sahib çıktı o babaya...
Bir kazması vardı bir de çizmesi
Ezanına ülkesine sahib çıkması için
Yazık ettik kömürcü babaya...
İstanbul sisler altındaydı sahibsizdi...o gün

Ezanlar okunurdu ülkesinde ona bu bayram sevinci
Tatmadı başka sevinci
Hacca gitmek isterdi nasib olmadı gitti
"Çeşme ilahisini"dinlerdi bir teypi vardı eski,
Aşıktı gül rasule.Orucunu hiç kaçırmamıştı
Ne güzelsin ezan sesi
Günde beş vakit minare meyvesi
Kış-yaz meyvesini verdi minare
Gönlüne melhem derdine çare
Şu minare komürcü babanın
Gönüldü kızının adı Gönüldü
Yazık ettik şu kömürcü babaya...

"İstanbulun taşı toprağı altındı ya"
Kömürcü baba hani hizmetçilerin olacaktı kapında
Derin dertleri de vardı kömürcü babanın
Üç kavga üç altın madalyası boynunda
Uykusu rüyası hayal dünyası koynunda
Kazması çizmesi ve babalığı dünya çapında
Yazık ettik o kömürcü babaya...
Yazık ettik o kömürcü Bayrama...

Alnı bir sarı çiçekti cennet toprağında
Şefkat akardı kömür gözlerden çocuklarına
Elleriyle okşamazdı çocuklarını kömür karası ellerinde
Kömüre vurmadı o kazmayı vicdanlarımıza vurdu kömürdü vicdanlarımız
Çok kalın bir kabuğu vardı Fakirliğinin...
Ferhata dağlar kabuktu Yusufa kuyu
Kömürcü baba hep çalıştı hiç sevmedi uykuyu
Kara arsız karanlık hırsızdı şu ülkemde
Yazık ettik kömürcü babaya...

Kömürcü baba gönlü kömür olmayan bir baba
Kara gurbetlere sürmüştü onu kader
Beyaz elleriyle beyaz şiirler yazdı
Karaya kargaya kavgaya vurdu kazmayı bilmez miyin
Kazması kazma değil kalemdi.Minareydi ezandı
Kömürcü babanın düşmanı ezendi...
Yazık ettik kömürcü babaya...

Kazma elinde kalemi okunmadı şiirleri okunmadı yazması çizmesi
Çok zor değil bakışlarını o kömür gözlerini çözmesi
Okunmadı o Bayram O kömürcü bayram
Bayramlara aşıktı kömürcü baba
Evlatlara karışmaktı bayramlar
Bir rüya bahçesinde buluşmaktı bayramlar
Yazık ettik o kömürcü babaya...
Ve
Yazık ettik kaç kömürcü babaya...

Bayram
Kara arsız karanlık hırsız hala ülkemde...

Hamdi Oruç

Hamdi Oruç
Kayıt Tarihi : 30.06.2026 19:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!