Andırıyordu, kömür kokan bir devi,
İlerleyen lokomotif,
Kımıldıyordu vakit vakit, bir salyangoz yavaşlığında,
Vakit vakit de, bir ejderha misali kükrüyordu.
*
Bazen ise süzülmekteydi, bir kartal edasıyla,
Duman savurarak, demir patikada.
Ulaştım İstanbul’a, kucağımda bohça dolusu valiz,
Danışa danışa, ulaştım konaklayacağım adrese.
*
Altı ahbap var, bir hanede lakin,
Şahsım adına, pek konforlu ve gayet zengin döşenmişti,
Hata etmeyin sakın ama, pamuk döşek ise fevkalade.
Adımladık gül bahçesine, inerken karanlık.
*
Bilet bedeli, pek kıymetli göründü gözüme,
Adımladık ardından, gara doğru,
Çelikler üstündeydi, dumanlı vagon,
Elektrikli katar da, onun arkasında.
*
Nara atıyordu, aslan gibi birisi,
Harıl harıl dönüyordu öteki,
Hayretler içinde seyre daldım,
Zira ömrümde rastladığım, en devasa düzeneklerdi bunlar.
*
Muhakeme ettim, tükettikleri enerjiyi,
Ve yitip gittim, düşlerin deryasında.
Karanlık çökerken, rayların ucuna,
Gurbetin sesi, duyuluyordu her düdükte.
*
Gözlerim doldu, bu demir yığınına bakarken,
Sanki bir dostu uğurlar gibi hüzünlendim,
Her bir cıvatasında, binlerce öykü,
Her bir vagonunda, ayrı bir hasret gizliydi.
*
Siyahın en koyu tonuyla, yazılmıştı bu tarih,
Tekerleklerin tıkırtısı, bir ninni gibi,
Uzak diyarların, haberini getiriyordu,
Sessizce bekleyen, kalabalıkların bağrına.
Kayıt Tarihi : 7.12.2025 10:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!