Bir an için sessizliğin hüküm sürdüğü şu anlarda, meyvesiz iki kuru daldan ibaret ağaçlar, birkaç Sovyet döneminden kalma, donuk bakışlı; soğuk ruhlu binalar,
Bununla beraber derme çatma aydınlatılmış, sarı ve sönük ışıkları yanan birkaç bacasız ev..
Üstelik camların yerine üstü yanık muşambalar örtülmüş.
Soğuk olan sadece binalar değil; bakışlarımız, konuşmalarımız, parmak uçlarımız, umudumuz, ruhumuz, ama en çok da bu havanın soğukluğu..
Sanırım hepsi bundan kaynaklanıyor. Bu soğukluk...
Bütün kıtaya hakim bir soğukluk var. Ruhumuzun en ücra köşelerine kadar işlemiş. Yoksa bu kadar donuk bakışlı insanlar ve evler nasıl bir arada bulunsun?
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta