Akşam,
kızıl bir hırkayı usulca
dağların omzuna bıraktı.
Rüzgâr,
buğday başaklarının arasından
günün son nefesini topladı.
Toprak, suskun bir sevgili gibi
göğe yaslandı.
Uzak tepelerde
çoban ateşleri yandı.
Duman,
Şiraz bahçelerinden yükselen
eski bir gazelin sesi gibi
akşama karıştı.
Güneş,
ufkun eşiğinde
nar çiçeği rengine büründü.
Bir gül yaprağı kadar inceydi
akşamın kırılan kalbi.
Taş sustu.
Ağaç sustu.
Kuş sustu.
Bir tek aşk konuştu;
adı hiçbir dilde eksilmeyen.
Irmak,
ateşe bulanmış göğü
damla damla taşıdı.
Suda,
bir çift siyah gözün
sessiz titreyişi kaldı.
Temmuz,
gül ile bülbül arasına düşmüş
kızıl bir sır gibiydi.
Her esinti,
kavuşamayan iki yüreğin
adını fısıldıyordu.
Gece,
kızılın küllerini
yıldız diye savurdu içme.
Ay,
dertli bir aşk türküsü gibi
sessizce gönlüme indi.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 28.07.2026 20:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!