Zaman, yaşlı bir atın soluğu gibi kesik,
Güneş, avucumuzda eriyen bir bakır külçesi...
Yarın, uykusundan uyanacak o devasa boşluk,
Eski bir kapının gıcırtısında saklıdır vuslat.
Bilirsin,
Dağlar geceyi bir hırka gibi sırtına geçirir,
Sular, kendi sesinden korkup derine çekilir.
İşte öyle bir sükutun tam ortasındayız;
Arefe, alnımızdaki terin toprağa düşme hızıdır.
Hangi kuşun kanadında taşınır bu ağır sessizlik?
Hangi rüzgar siler, aynalarda unutulmuş yüzümüzü?
Gök, binlerce gözle bakar şimdi avuçlarımıza,
Hüküm verildi,
Kelam bitti,
Gölge çekildi...
Sadece bir sızı kalır geriye,
O hiç bitmeyen, o kabuğuna sığmayan bekleyiş.
Yarın;
Taşın çatladığı,
Tohumun uyandığı,
Ve insanın kendi kalbinde kaybolduğu o büyük sabahtır.
Vakit yaklaşıyor...
Sırtımızdaki gökyüzünü yere bırakma vakti.
Kıyıda bekleyen o eşik,
Bizi bizden söküp almaya geliyor...
Hasan Belek
17.02.2026 - Akçay
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 21:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)