Kırküç dönüşsüz kapı geçtim,
Kırkdördüncü kapının önündeyim dim dik ayakta
Kapı çetin, her daim inatta
Aklım karışık gönlüm merakta
Ruhum çoktan eridi ırmak olmuş akmakta
Bulursa küçük meyiller kapı ardına sızmakta
Ayan olmuş çoğu, gizler tuzakta
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



