Durduğumuz yer biraz uçurum,
biraz akşamüstü,
biraz hiçlik.
Cebimde kırık saatlerin gürültüsü,
yürüyorum,
durmadan yürüyorum.
Yüzümde bir kentin
bütün eski dilleri.
Kimsenin okumadığı
o dilsiz alfabe.
Kendi yankımda kaybolurken ben,
sessizlik
en ağır yük sırtımda.
Gökyüzünü bir mendil gibi katladım.
İçinde bir kuş ölüsü
bir de senin uzaklığın.
Seni ve beni
ve olmayan her şeyi
sessiz bir şarkıya dönüştürüyor
bu şehir.
Eşyalar yabancı,
sokaklar birer hafıza kaybı.
Adım attıkça eksiliyoruz
bu uzun boşlukta.
Bir taşı öpüyorum,
kalbi var biliyorum.
Betonun arasından sızan
o inatçı yeşil gibi.
Vaktin dışında,
mekânın çok uzağındayız şimdi.
Ne sesimiz ulaşıyor birbirine,
ne de sessizliğimiz.
Birazdan her şey bitecek.
Ve biz,
birbirimizin
en uzak hatırası olacağız.
Gökyüzünü bir mendil gibi katladım.
İçinde bir kuş ölüsü
bir de senin uzaklığın.
Seni ve beni
ve olmayan her şeyi
sessiz bir şarkıya dönüştürüyor
bu şehir.
Şimdi sustuğumuz her şey,
yarın başkasının gürültüsü olacak.
Başkasının gürültüsü…
Kayıt Tarihi : 5.1.2026 10:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!