Kibritçi Kız, uzatsam üşüyen ellerimi avuçlarına,
bir gecelik olsun ısıtır mıydın içimde donan çocukluğu,
kar taneleri düşüyor gözlerimin içine durmadan,
ve ben her beyazlıkta biraz daha kayboluyorum dünyadan,
Kibritçi Kız, eğilir misin bu kırık kalbimin yanına,
bir kibrit ışığı kadar kısa da olsa dokunur musun karanlığıma,
çünkü bazı insanlar ömrü boyunca hiç sabah olamamış gecelerdir.
Bir sokak lambasının altında konuş benimle,
sanki açlıktan titreyen bir çocuğun saçlarını okşar gibi,
ben de bir zamanlar annemin sesinde uyku bulan bir çocuktum,
şimdi duvar diplerinde yankılanıyor içimdeki yetimlik,
ayak seslerim bile korkuyor benden artık,
ve ben her gece biraz daha soğuyorum insanlardan,
çünkü insan en çok sevgisiz bırakılınca üşüyor.
Kibritçi Kız, sen bilirsin;
bazı sofralar hiç kurulmaz bazı evlere,
bazı çocuklar oyuncak yerine sessizlik büyütür avuçlarında,
ben de çocukluğumu eski bir battaniye gibi örttüm üstüme,
kimse görmesin diye içimdeki açlığı,
ama geceler uzun Kibritçi Kız,
ve yoksulluk bazen insanın kemiklerinden konuşur.
Bir kibrit çaksan şimdi önümde,
alevinde annemin yüzü görünür belki,
çünkü bazı özlemler ateşe yaklaşınca daha çok yanar,
ve ben yıllardır kendi küllerimde oturuyorum sessizce,
sen anlat bana Kibritçi Kız,
o donmuş gecede göğe bakarken ne düşündün en son,
ölmeden hemen önce kimi özledi kalbin.
Kar yağıyor içime durmadan,
ne kadar büyürsem büyüyeyim geçmiyor içimdeki titreme,
ben insanların kalabalığında unutulmuş bir çocuk gibiyim,
kimsenin dönüp bakmadığı kırık bir pencere kenarında,
bir çorba kokusuna ağlayacak kadar yorgun,
bir “gel” sesine koşacak kadar yalnızım,
ve dünya, en çok çocukları üşütüyor geceleri.
Kibritçi Kız, sen o küçücük ellerinle sar yine göğsünü,
benim yerime de dayan biraz bu acımasız hayata,
çünkü ben yaşarken kaybettim içimdeki sıcaklığı,
ve hiçbir mevsim geri getirmedi eksilen merhameti,
şimdi sen dokunsan belki,
donmuş gözyaşlarım çözülür usulca,
ve içimde yıllardır ağlayan çocuk sonunda uyuyabilir.
Bir gece seni gördüm düşümde Kibritçi Kız,
karların üstünde yalınayak yürüyordun sessizce,
elinde sönmeye yüz tutmuş küçücük bir ışık vardı,
“üşümek bazen yalnız kalmaktır” dedin bana,
ben sustum, çünkü bazı cümleler insanın içine mezar olur,
ama sen yine de bıraktın o kibriti avuçlarıma,
ve ben ilk defa kendi karanlığımdan korktum.
bir soba yansın dünyanın bütün yetim çocukları için,
gece çok uzun, insanlar çok soğuk,
Kibritçi Kız, eğer duyuyorsan beni,
bir kibrit daha yak göğün en karanlık yerine,
ben o ışığın altında kaybolmaya razıyım,
HADİ BİR KİBRİT DAHA YAK DÜNYANIN BÜTÜN ÇOCUKLARI İÇİN
yeter ki hiçbir çocuk ağlayarak uyumasın bu gece.
Kayıt Tarihi : 8.05.2026 23:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!