düşler o kendini
mavilerde kaybolan bir gelin
fransızca aşkların gözlerinde uyuduğu
emperyal kurgularıyla pastoral gecelerin
en dağılmış saçları bir erkeğin
-I-
hangi harf yanına gelse, irkilirdim
benzedikçe sonun hep ikimize
yaklaştıkça bir tren gibi ayrılık
peronda koşturan birbirimize
sen onu sevdin
onlar seni hiç sevmediler
onlar seni hiç sevmediler
sen sevdiğinle kaldın
gözünde büyüttüğün kadar yoktular
çok oldu seni görmeyeli/ sesin kayboldu ve gitti
usulca göğsüne uzanıp ağlamak vardı ya
dudaklarında büzüşmek...
sonra alacalı entarini giymeni izlemek
sıcak kahve kokusunu gözlerinde
rüyalarına iri omuzlu zenciler giriyormuş/ama hangi geceler
(uzun tırnaklı fahişelerin bile görmek istemediği)
bir şarap şişesinin içine düşmüşsün/ama ölmemişsin
(neyse ki merhametli bir zenci sana sahip çıkıyor)
güneş bir heykelin üzerine düşüyor ağır ağır
oradan da nefes alırcasına ağaçların ve binaların
saat beş buçuk henüz ve yarım aydınlandı yüzüm
bir çukura düşmüş gibi yanağımın üzeri
aynı zaman diliminde farklı hayatlar sürüyoruz
hiçbir erkeğin yalnızlığından sorumlu değildir venüs
ve içindeki büyük yangın benim ateşimden çıkmadı der afrodit
ben sadece sesini dinledim bir süre atan kalbinin
sen göğsünde bir başka yalnızlığı büyütürken
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!