Veren sensin, sahip sensin
Candan öte can mı var ki
Beden senin, ruhum senin
Bana kalan geri ne ki
Bir hiçliğe girmişim ki
Kim kimin dostudur hiç belli değil
Sırtını dönene vuran kaçıyor
Dost dediğim asla dostça da değil
Dostluklar yalanmış vuran vurana
İnsanlar un değil, unvan derdinde
Elleri nasırlı insanı görsem
Eğilip elini öpesim gelir
Yüreği nasırlı zalimi görsem
Alnının ortaya vurasım geldi
Gece gündüz akıl teri dökenin
Vurgun yemiş balık gibi giderken
Oltaya takıldım ömürden verdim
Karanlık gecede ay'ı görürken
Cemali görünce kendime geldim
Gün doğarken bulut gülü sakladı
Vurmuş sazın teline, duramıyor yerinde
İpini koparanlar hepsi cebin derdinde
Kelli felli herifler, koltukları yerinde
Tuz bile kokar olmuş, bu tiplerin gönlünde.
**
Şöyle baktım aleme, elif gibi dururken
Felek vurdu kırdı sazın telini
Ne dil döner nede mızrap çarpıyor
Döktürürler saçın her bir telini
Uslanmayan kırat vurup kaçıyor
Kararan gecede gördüm özünü
Kar tanesi şeklini, göreni hayran eder
Güzelliği görmenin, tek bedeli sevmektir
Kalp gözü açık olan, her günü bayram eder
Sev kardeşim insanı, kötü olan nefrettir
Kaldırmışsın elini, dolu gibi vurmanın
Yağız Atlar
Yağız atlar alın götürün beni
Gonca güllerin içine
Mis gibi kokular yayılırken
Derinden gelip, insanı etkileyen
Dudaklarımda mırıldanacağım
Yağmurun her damlası, birikirse sel olur
Açılsa eller göğe, gönülde güneş doğar
Geçmişteki olaylar, geleceğe ders olur
Biriken güzellikler, insana huzur verir
Her mevsim ayrı güzel, açtım gönül kapımı
Yağmur yağmıştı
Her yer ıslak, birazda çamurdu
Seher vaktiyle birlikte vurunca güneş
Mis gibi bir bir toprak kokusu yayıldı ortalığa
Sanma ki bu ham topraktı
İşlenmiş, içinde saklıyordu cevherini
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!