Ne durmayı bildik, nede susmayı
İlimsiz insanlar keyif çatıyor
Zilletin içinde nefret kusmayı
Marifet sayarak, yürek yakıyor
*
İlletli hastalık sarmış ruhunu
Yürekler yanarken insan gülüyor
Acıyı görmeyen nerden bilsin ki
Derdimi bilmeyen her şey söylüyor
Soysuzun dölüne neyi desem ki
Gözünden sel akar belli etmiyor
Yürek vurgun yedi, düştü yerlere
Seven yorgun, gönül yorgun, gül yorgun
Kazık atan hemen uçar göklere
Seven yorgun gönül yorgun gül yorgun
Dost bildiğim beni benden ederken
Yürürken yere bakar
Kimi insan edebinden,
Kimisi de utancından
Yanakları al al olup
Yüzleri kızarınca
Düşer hemen orda başlar
Yüzme bilmez, gülme bilmez şu yavrum
Kaderinde niye böyle yazılmış
Ekmeğinde kara oldu a yavrum
Gözden akan, gözyaşları sel olmuş
Gel de anlat evdeki şu yavruya
Aha geldim, gidiyorum dünyadan
Selam olsun, Hakk’ı bilen insana
Kalan dostlar, ders alsalar hayattan
Çıktığımda, hesap veren yüz olsa
Yaşadığım, yarım asır on fazla
İki gözüm iki çeşme ağlarken
Şu kapılar kapanıyor yüzüme
Karanlık da dertlerimden kaçarken
Sevdiklerim bakmaz oldu yüzüme
Uzatmıştım ellerimi özüne
Yüzünden bellidir nuru cemali
Bal kuyusuna mı düşmüş şu güzel
Var mıdır bir başka şimdi emsali
Ruhumu okşuyor kendisi güzel
Gülerken belirir yüzde gamzesi
Zaferler kör edip, gölge etmesin
Haz versin hız versin engel olmadan
Dağları delsen de bak yükseklere
Haz versin hız versin kalbin şaşmadan
Kapılma benliğe şaşma yolundan
Çiçekler boynunu bir bir bükerken
Kıpkızıl ateşin içinde yanar
Mecali bitenler yere düşerken
Zalimin elinde kanları akar
Soysuzun soyunu saysanız aynı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!