Gül vaktini bekliyor tomurcuktan çıkmaya
Gün doğmadan çıkda gel yollarını beklerim
Deryalar ötesinden şu gönlüme akmaya
Gül kokunu salda gel yollarını beklerim
Gözlerim uzaklarda gönlüm arıyor seni
Yolu bilmez, yalı yemez itinen
Bedendeki kan emici bitinen
Hile ile dağda gezen tilkiylen
Dost olup da hayır gören var mı ki?
Dert yanarlar gece gündüz her yerde
Yoluna baş koyduğum
Gördüm ki, yoluma kocaman taş koymuş
Aklınca Çin Setti gibi
Dizmiş en büyük engelleri
Gitme diyor gitme, kal burada
Bir ekmeğin yarısı senin, yarısı benimse
Yönelip de sana gelmek dileğim
Aramıza sıra dağlar koymuşsun
Seni görmek senden son kez isteğim
Kararan yürekle gönül oymuşsun
Şu dağları nasıl aşıp geleyim
Ademle Havvanın, neslidir insan
Anavatan oldu dünya bizlere
Huzura ermenin yolları varken
Ağlatırken herkes yordu bizleri
Ayrıldık kollara yollar ayrıldı
Anamdan doğunca sus ha dediler
Konuştukça hemen orda vurdular
Tut dilini ötme sakın dediler
Tembihlerle beni her gün yordular
Ne yalan bilirdik ne de bir hile
Yorgun
Gün yorgun, yoran yorgun, yorulan hepten yorgun
Kasvet çökerken üstümüze
Ağzım fermansız,
Dizler dermansız
Güneşli havada, toplanır karabulutlar
Yoruldum, yorgunum yaşadığım dünyada
Sanki dünyanın her derdi benim sırtımda
İp de yok ama niye durur sırtım da
Anlamadım. Taşıyorum bir ömür boyu hayatta
Yüzüm asık olsa da gülerim canlara
Yavrusunu besleyen benzedim bir kuşa
Gördüğümde utanmıştım halinden
Niye utanmazlar kendi halinden
Makam için kendini de satanken
Onurunu satanlara yuh olsun
Gece gündüz hesap yapar dururken
Yüksekteyim sandım gökte uçarken
Aslında düşmüşüm kötü yerlere
Kendimi herkesken üstte sanarken
Varlığım sürünür çöplük yerlerde
Şu süslü hayatlar şu tatlı sözler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!