Yaklaş sırdaşım, söz etme bana o buz tutmuş zindandan,
Ruhlarda bir seda, sokaklarda gölge izleri,
Bırak çağırsın seni kavgaya, tutkudan gayrı neyin kaldı,
Yaklaş, gönlünü harlatsın o kor gibi nefesi.
*
Kara kışlarda, gülleri açtırır şu bağır,
Lisanım lâl olsa, niyet konuşur,
Zâhir sussa bile, bâtın kavuşur,
Cümleler içinde, hikmet savuşur,
Suret sığ görünür, siret derindir!
*
Ne harfin içinde, ne hecededir,
Sevinç, bize çok ıraktı,
Ne dam kaldı, ne de hane.
Gönül, ıssız bir duraktı,
Tahsil görmek, sırf bahane.
*
Yıllar geçti, kör kuyuda,
Anlatacaktım sırlarımı,
----dökecektim içimi yastığıma,
Ne hallerdeyim ben diye,
----sonra bir baktım ki kendime,
Yaralı bir sevgiye denk geldim kendimde,
----sevmiştim ben,
Uyuma bigâne, vaktin erişir,
Şu köhne kâinat, tapun olsa da,
Toprağa girersin, vade bitince,
Kumru gibi sesin olsa, kâr etmez.
*
Söylenir bu garip, kendi özünden,
Sır
----vermedi
--------belgeler
------------ve
----------------kitaplar,
Kim
Hatırlamıyorum gözlerinin ne renk olduğunu,
Buz mavisi mi yoksa çimen yeşili mi,
Hatırlamıyorum kaç numara ayakkabın olduğunu,
Bilmiyorum kokunun neyi çağrıştırdığını,
Zaten bilmiyorum da kim olduğunu.
Kaderim bir muamma sanki;
Varoluş, özgür irade...
Ruhum da, kaderim sanki;
Yabancıyım, boşluğum, huzursuzum...
*
Günlerim bir zindan adeta;
Şişsem de kederden,
Dirilirdim daha şiddetli.
Denildi ki, ulaşmışız kutlu bir ferahlığa,
Denildi ki, kurtulmuşuz hüzünlerden.
*
Sarsılırmış ilhamını arayan,
Sonsuzluk ufkunda, ey nazlı yıldız...
Elem ve tasayı, sil sen Sıtara.
Göklere erince, kalmazsın yalnız...
Işığın şavkını, sal sen Sıtara.
*
Karanlık çökünce, korkuya değil!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!