Bin bir çeşit tadı vardır
Dilin değse yerin dardır
Sahibine sadık yârdır
Sessizliğin meyveleri
Dışı besin, içi keder
Tütünü içtikçe rengim sarardı
Bütün organlarım tek, tek karardı
Sonradan pişmanlık neye yarardı
Ben seni, sen beni yaktın sigara
Küçük yaşta heves ettim alıştım
SİMİTÇİ
Simitçi erkenden düşer yollara
Seslenir işine giden kullara
Erebilmek için mutlu yıllara
Umutlu hayaller kurar simitçi
Cimriler ekmeği küfletir döker
Çöplerden geçinen içini çeker
Acımsı bakarak boynunu büker
Tasarruf ederken bunları düşün
Pintiye, dünyayı versen de doymaz
Gönlümü gezdirdim bir yâr aradım
Radar gibi dört bir yanı taradım
Dünya güzelini gördüm sarardım
Bir daha bakmaya özüm tutmadı
En sonunda aldım onu severek
Fakirlik hanemi perişan etti
Dayanacak gücüm kalmadı bitti
Üzüntüden aklım başımdan gitti
Tek başına kalan eskiciyim ben
Hurda toplayarak geçindim durdum
Görev sülüsümü aldım övündüm
Bende asker oldum diye sevindim
Ne dizime vurdum ne de dövündüm
Vatan borcu namus borcu ödenir
Yârin ellerini aldım elime
YOLU BİTMEZ ŞOFÖRLERİN
Ne yazı var ne de kışı
Kolay değil zordur işi
Mesleğine vurgun kişi
Yalınca köyünün mezrası Çeli
Minik Muharrem’di, buranın gülü
Yükseldi ateşi kalmadı hali
Yüzoniki defa öldü dirildi
Kar yağmış ulaşım yok idi Van’a




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!