Ey gönlüm, kırılmaktan yakınma,
Kâse kırılmadan içindeki su ırmağa kavuşmaz
Kabuk incinmeden öz uyanmaz,
Gece çözülmeden tan yüreğe dokunmaz.
Sen yarayı diken sanırsın,
Hikmet onu rahmetin kapsına asar.
Her çatlak, görünmeyen bir nurun içeri girdiği sessiz bir menfezdir.
Toprağa düşen tohum karanlığa gömüldüğünü sanır
Bilmez ki karanlık, rahmetin en derin beşiğidir
Çürümeden başak olunmaz,
Eğilmeden bereket taşınmaz
Her son, görünmeyen bir " ol" emrinin başlangıcıdır
Ey can, aynayı silmekle uğraşma,
Aynaya bakanı arındır.
Pas demirde değilir, sahiplenilen nefestedir.
Ben dediğin perde kalkınca,
Her zerre aynı güneşten haber vermeye başlar
Yol uzakta değildir,
Uzak olan, gönlün kendine kurduğu duvardır
Bir adım benliğinden çıkabilirsen,
Bin kapı içinden açılır.
Menzil yürüyene değil, teslim olana görünür,
Hakikat, koşanın değil duran kalbin sesidir
Ey gönlüm, kırılmaktan yakınma,
Kâse kırılmadan içindeki su ırmağa kavuşmaz
Varsın dünya seni eksilmiş bilsin, eksilen yalnız kabuktur
Öz, kırığın içinden ebediyete yürür
Ve kul, kendinden vazgeçtiği gün,
Rabbine en yakın haline kavuşur
Ne dağ yüksekliğiyle uludur,
Ne deniz enginliğiyle derindir
Ulu olan, bir secde kadar küçülüp,
Sonsuzluğu içine sığdırabilendir.
Yaprak, daldan kopunca son bulduğunu sanır,
Oysa rüzgar onu görünmeyen bahçelerin duasına taşır
Ey gönlüm, artık kırılmaktan değil, kırılamamaktan kork,
Çünkü taş kalan, toprağa karışamaz,
Toprağa karışmayan da rahmetle dirilemez
Ben kasemi kırdım, suyumu ırmağa teslim ettim
Geriye adım değil, yalnızca duam kaldı
Bir gün beni ararsan, mezar taşımda değil,
Secdede dökülene adsız bir gözyaşının içinde ara
Kayıt Tarihi : 2.07.2026 13:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!