Merhaba Sevgili Günlüğüm✍🏻
Tüm şiir ve yazılarımda yaptığım şey yüreğimi açmak. Arada zihin de devreye girince ortalık karışıyor. Bazen bayram yeri. Kimi zaman da bugün gibi…
Bizler spiritüel bir oluşum içindeki varlıklarız deniyor, fakat ben bu cümlenin ne anlama geldiğini anlamış değilim…
Belki burada biz yerine, kendi adıma konuşmak çok daha doğru olur.
Evet böyle yapayım ve hatta böyle yapmak zorundayım.
Efendim ?
Neden “biz” kelimesinden vazgeçtiğimi mi soruyorsun?
Çünkü “bizi” tanımıyorum!
Ne garip değil mi?
Biz demek ne demek bunu bilmiyorum…
Öğrenebilmek için elimden geleni yapmış olsam da elli beş yıllık hayatımda, kollarımı ve yanında yüreğimi kocaman açmış olmama rağmen insanlara; hep mi hayal kırıklığına uğrar insan bilemedim.
Oluyor mu? Oluyor ve oldu işte…
İnsanlar deyip susmayı çok isterdim fakat bu en kolayı olur…
Sanırım sana biraz anlatmak istiyorum…
Biz kelimesinden tek anladığım sen ve ben.
Bizim toplamınız dışındaki bizlerin veya biz söylemlerini duyunca alaycı bir kuş geliyor dudaklarıma, çerçeve çiziyor taklalar eşliğinde gıdıklanıyorum olası şeyler değil gibi ama nedenini soramadan bir tarafı havaya kaldırıyor.
Genelde sol tarafı havada görüyorum.
Sonra, gözlerimi ya çok uzaklara bakarken veya toprağa bakarken buluyorum. Ardından öküz oturmuş gibi göğüs kafesime, nefes alırken zorlanıyorum.
Bence en büyük yorgunluk edindiğim şey, bu yaştan sonra anlasam neye yarar düşüncesi. Sadece zihin koşuşturması ve alabildiğine yorgunluk yaşamdan kesitler Matrix anlayacağın.
Ben sarılmamayı, güvenmemeyi, saymamayı, sevmemeyi ve kendimden başka hiç kimseye değer vermemeliydim mi? E bu da yazarken oluyor da ruhumda karşılık bulmayan bir düşünce!
Bunu içtenlikle mi yazıyorum bilmiyorum: sadece zihnimi sana anlatırken ulaşmaya çalıştığım kendime yakın olma çabasındayım.
İyi ki; iyi ki hep oldun yanımda.
İyi ki başkalarına yakın olduğumu düşündüğüm anlarda sağ avucumdaydın beyaz bir kelebek gibi ve yazdık yazdık sayfalar dolusu yazdık. Kendi ruhumuzdan çokta uzaklaşmamış olduk bu sayede.
İyi ki varsın iki gözüm.
İyi ki varsın çiçeğim…
Bugün şöyle bir düşünce de geldi zihnime. Belki zihin oyunudur ne de olsa beni içine çekmek için binbir çaba içinde burasını bilsemde hak verdiğim çokça düşünceye denk gelmişliğim çoktur.
Sanırım her bir yakın veya yabancıyı kucakladığımda kendimden bir kucak uzaklaşmış oldum. Bu düşünce beni alabildiğine kaygılandırmaya yetti ve aklımda bu düşünceye itibar etti.
Nitekim bir rüyadayız! Uyanacağız veya yarı uykuda hülyalı dolaşanlardan biri olma ihtimalim olasılıklar dahilinde…
Bu düşüncenin ardından hemen altı aylık hoppidi hoppidi hoplayan kuzular dizildiler tek tek karşıma anneleri arkasındaydı her birinin… Madem ki hak hukuktan bahsediyorsun ne diye kasaptan kuzu ile dana karışık kıyma istedin bunca yıl? Diye yüzüme yüreğime meee meee deyip kimi boynunda kesikle sağa, kimi doyamadığı annelerinin bir damla sütü damlarken dudaklarından servis tabağıma vicdanımdan vurdular beni.
Efendim? Efendim Sevgili Günlüğüm evet ağlıyorum bu satırları yazarken derinden vuruldum. Ta ki nasıl toparlanırım bilmiyorum!
Kuzu istersek kasaptan neden ama neden kaç aylık kesiliyor bu kuzular diye yıllarca sormadım. Vur yüzüme bunu Sevgili Günlüğüm ✍🏻 hayatta işlediğim hataların önüne bunu yaz, tut günlükte.
İnsan dedim kendinden başka her kimi bağrına basıyordu ise kendinden de o denli uzaklaşmış oluyor gibime geldi bugün. Geçmiş günlerdeki beni yargılamıyorum, sadece kendimi özlüyorum.
Yazının girişini yazarken öte yandan yakında çektirdiğim röntgen çekimi geldi gözlerimin önüne..
Ciğerlerim ve kalbimi kaplayan kısmın beyazlığı düşüncelere sevk etti. Vücudumdaki tüm organları düşünüyorum. Ardından beynimi ve içinde muhafaza ettiği kafatasım, alnım, gözlerim, cildim, bu satırları yazan parmaklarımın uzunluğu ve en inanılmaz olanı tüm bu duyguların röntgenini çekebilecek bir cihazın keşfedilememesi. İşte bendeki sipiritüel varlıklar oluşumuz olma olasılığı burada anlam kazanıyor. Ve deniyor ki; neyden çok bahsediyorsanız bir parçanız orada kalmıştır. Hatırlarsın yazılarımda en çok Satürn’den bahsediyorum. Çemberinde kaya parçalarıyla birlikte dönüşlerimizden aşk ile huzur ile dönmelerimiz. Tüm bu duygular kimine ne gelir bilmem. En ufak bir endişe taşımıyorum.
Nedenine gelirsek, kendimi kendime yazıyorum.
İmla kurallarına takılanlar, kendilerince haklı olabilir. Fakat bu kadar yoğun duygunun içinde, bence yani; ya da kendime kadar kaleme aldığım için bu görüşünde ben de bir karşılığı yok
Sevgili Günlüğüm✍🏻
Kayıt Tarihi : 1.07.2026 17:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!