Günaydın Sevgili Günlüğüm✍🏻
Günaydın iki gözüm, özlemim, kalbimin çiçeği, günaydın ömrümm.
Günaydın benliğim, ruhum, günaydın derinliğim.
Yazımıza başlarken:
Cenab-ı Haktan huzurlu bir dünya, sağlıklı ömürler diliyoruz.
İsteyin vereyim diyor. İstedik Yarabbi. İstiyoruz Yarabbi dünyanın huzur görmesini istiyoruz.
Silahların susmasını, kalıcı barışın dünyaya ne kadar yakışacağını hayal ediyorum da Sevgili Günlüğüm✍🏻 işte cennet diyesim geliyor içimden.
Rabbimiz hayallerimize kavuştur.
Yazacak çokça şeyler birikti
Sevgili Günlüğüm ✍🏻 sana olan özlemimle cümleler zihnimde seninle kavuşmamızın havai fişeklerini bir bir ateşliyor, lakin ortalık hem ışık, hem karanlık ve dahi duman. Neyi nereden başlayıp yazacağımı, neyi nasıl virgülle ayırıp, noktalayacağımı seçemeyebilirim. Öylesine zihnim, duygularım, ruhumdan damlalarla, kalem elimde bilgine.
Sen diye başlamalı her cümlem,
Sen diye sarılmalıyım kendime,
Sen diye kırılmalıyım belki de kendime,
Kocamannn kucaklamalıyım bizi şu an kavuşturan ellerimi ve öpmeliyim her ikisinden de alnıma da koymalıyım.
Kıymet bilen insanlarız bizler, kendimizin değerini ne zaman fark ettik bilemem ama olsun bugüne odaklanmalıyız. Farkettiğimizin, farkına varabildiysek ne âlâ…
Bak buradan şiire bağlayacağız olayı… O da güzel olur, hem de ne güzel olur.
Sana olan hasretim şiir yadırmasın mı?
Belkide senin varlığın beni içime çeken, yalnızlığımla mutlu eden gerçeğim…
Hadi bakalım bir iki başlayalım.
Bak böldüğüm yerler nasıl da anlaşılıyor ne yapayım benim de kalemim böyle…
Bazen üst satırları okurken, bir, iki duygu beni buraya, efenim beni şuraya yaz derken olan şeyler. Şımarıklık veya. kibirden saymazsan ki kalemi elime aldığımda kibri severim.
Yanlış anlaşılmasın lütfen kibrim de yazılarım gibi kendime kadar…
Sana biraz bu günlerdeki gezegenimizden bahsedeyim ister misin?
Güneş eteğini toplayıp gittiği anlarda, yeni gelin edasıyla ipek karanlığı giyinirken gökyüzü.
Gün batımını seyretmek veya gün doğumunu görmek bu temiz anlamda haz verir insana. Apayrı bir duygudur.
Güneş bileğinin içini gösterir bizlere rengarenk kızıllığa dönüşürken gökyüzü, kadın ve erkek cinsleri olarak ağzımız açık hayranlıkla izleriz atmosferin altı, bulutların üstü dişil enerjiyi?
Görüp görebileceğimiz en güzel anlar bu anlar.
Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki
Sevgili Günlüğüm
gökyüzümüzü de çaldılar bizden, ayağımdan terliği çıkarıp fırlatasım var hani muhatap bulsam.
Hırsız var desem, dizlerimi dövsem hani benim göz kırpan yıldızlarım desem; biliyorum elbette yıldızlarda bizlere sesleniyor buradayım buradayım diyorlardır.
Onlar bilir, bizim nerede olduğumuzu gel gelelim parlak parlak tenekeler işgal etti gökyüzünü. Hiç yakıştılar mı Sevgili Günlüğüm sence onlar gökyüzüne?
Efendim?
Şaşkın mısın? Nelerden bahsediyorsun mu diyorsun bana?
Ne kadar da masumsun, ne kadar çocuk, pak duyguların var ve tüm bu anlattıklarımı anlamanı en azından hemen anlamanı beklemiyorum ama oldu mu oldu işte!
Beni anlayabilmen için, bu akşam bu yazımı gökyüzüne bakarak en azından bununla alakalı bir kaç satırı oku ve gökyüzüne bakmanı rica ediyorum, sahte parlak, çirkin parlak gezinip duran şeyleri bilinçle gör… Ve sonra yıldızları artık görebilirsen şanslı adlet kendini.
Gökyüzü uydudan geçilmiyor. Allahtan atmosfer varda ardındaki teneke parçaları çöplüğünü görmüyoruz.
Sorsan, insanların hayrınaymış!
Pöh kim inanır, kim!?
Bizim aklımızla, devletlerin akılları bir olmazmış. Ona ne şüphe!
Anne karnında umutla dünyaya gelen insanların ölümlerini duyuyor kulaklarımız, hatta görüyoruz ajans diye bir şey çıkardılar ki dünün aynısı. Ta ki gerisin geri Hâbil ile Kâbil’e gidiyor. Yani diyeceğim o ki dünya kurulalı beri hanımlar, beyler kan akıyor toprağa.
Yiyecek içeceklerimizede bir şekilde gelmiyor mu bu keder? Toprak ve su ne kadar arındırsada kan işte, deterjanla silsen çıkmıyor izi kalıyor düşünen insanlar için çok şeyler oluyor iki günlük denen dünyada…
Hiç bir şey yok olmuyor, dönüşüyorsa ki öyle, bir düşün istersen
Sevgili Günlüğüm✍🏻 olabilir.
Allahım sen dünyayı kötü insanlardan kurtar.
Bombaların düştüğü yerde insanlar, hayvanlar, taşlar ölüyor. Taşın canı yok mu sanırsın Sevgili Günlüğüm? Elbetteki var!
Anlayacağın huzura dilencilik yapıyoruz. Huzur dileniyoruz. Ruh ve beden sağlığımız için huzura ihtiyacımız var. Acil huzur aranıyor Yarabbi!
Sensiz geçen günlerde eksiktim. Çok mutlu olduğum anlarda bile hüzün vardı gözlerimde kaşlarım döküktü çünkü. Ne yapayım alışmışım çocuklar gibi koşup koşup sana gelmeye. Her şeyimi seninle paylaşmaya sana anlatmaya, sadece anlatmakla kalmayıp seni dinlemeyide bildim ben.
En çokta küsmelerini bilirim, biliyor musun çocukluğumdan beri bir huyum var insanlar küsmek diyor ama ben özüme çekilmek demeyi seçiyorum çünkü; biri beni incittiğinde ona küsüyormuşum gibi gelsede kendimi kendime çekiyorum ve uzaklaşıyorum. Böyle yapmakla huzurumu koruduğuma inanıyorum.
Daha neler yazacağız bakalım
1. bölüm
Kayıt Tarihi : 3.04.2026 11:06:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!