Efil efil esen rüzgârın uğultusu
dolaşıyor gecenin tenha yollarında.
Uzakta bir köpek
hiç durmadan havlıyor.
Öyle sıradan bir gece havlaması değil,
sanki yaklaşan bir şeyi sezmiş de
önüne geçmeye çalışıyor.
Saldırırcasına,
ısrarla…
Her havlayışında
biraz daha uzaklaşıyor ses,
sonra yeniden dönüp
karanlığın üzerine yürüyor.
Neyi kovuyor bilmiyorum.
Fırtınayı mı,
gecenin içinden gelen
o cılız melodiyi mi,
yoksa bunca yolu aşıp
bana ulaşmaya çalışan
eski bir hatırayı mı?
Garip,
her havlayışı dokunuyor içime.
Sanki o da sezmiş
benim çoktan unuttuğumu sandığım şeyi
ve uzak tutmaya çalışıyor
benden.
Ama zifiri karanlığın içinde
ürküten o kapkara fırtına
vazgeçmiyor.
Önüne ne çıkarsa savurup,
gecenin bütün seslerini birbirine katıp
uzaklardan kopardığı
o cılız melodiyi
inatla sürüklüyor bana doğru.
Rüzgârın önünde savrulan dallar,
börtü böceğin geceden yükselen sesi,
köpeğin karanlığı parçalarcasına havlaması bile
yolunu değiştiremiyor.
Sanki fırtına biliyor
o sesin nereye varacağını,
hangi kapıyı çalacağını,
bunca yıl sonra
hangi yarım kalmış hatırayı
uykusundan uyandıracağını.
Kim bilir
hangi dağın yamacından,
hangi uçurumun kıyısından
kopup geldi bu tanıdık ses.
Hangi uzaklığın içinde saklandı da
tam bu gece
gönlümün kapısına dayandı.
Bazı sesler
duyulduğu yerde kalmıyor,
insanın içinde
çoktan sustu sandığı
bir zamanı yeniden uyandırıyor.
Kayıt Tarihi : 31.08.2026 12:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!