Kız yüzün aydan beri
Nasıl desem hemşeri
Yoktur eşin benzerin
Karadeniz dilberi
Vurdun beni bağrımdan
Gitti çaya bahçeye
..
Hüzün düşer ayrıldığın şehirlere
Yanı sıra sisli bir gece
Mavi gözlü bir dalga yırtılır
Ve bir göz odadan çığlıklar atılır
Nereye baksam bahar o sokağın başından ayrılır
Bir göçmen kuş süpürür adını kulaklarımdan
..
ağlamak var
bağrıma dokunan ege esintisinde
karadeniz hasretinde yığıntıladığım düşlerde
sabretsen durmaz
sabretmesen yıkar geçer
yıllarımın hüznü
kıl kadar yol alamadıysam
..
Denizleri ben hep durgun bilirdim,
Akdeniz sessiz sahiller beni bekler sanırdım,
Ama deniz sen hep sahipsizdir,
Karadeniz dalgalı ama deniz sen çılgınmışsın.
Dostluk; arkadaşlık senlik birşey,
Ege bir ayrı bir şeydir,
..
Hasretle yükselecek güneş
Birde poyraz esecek bu sabah
Arş-ı alaya yükselecek Vangölüm
Sahillerinde dolaşırsak eğer…
İliklerimize işlenecek güneş
Çifte yıldızı oluruz yeryüzünün
Kıskanacak Vangölü’yü; Akdeniz, Karadeniz…
..
gözlerini düşünüyorum;
Karadeniz gibi mavi
ve derin gözlerinde
uzak diyarlara uzanıyorum,
yüreğim şiir dolu, ruhum şiir dolu
yeşillere bürünüyorum,
al kırmızı mor düşlerimde
..
İnsanlar hakkındaki kanılarım değişti
Onu tanımaya çalışınca
Onu tanımaya çalışınca anladım
İnsanların anlaşılmazlığını
Siz hiç kor gibi sıcak bir buzdağı gördünüz mü?
Kuş tüyünden yapılmış bir çelik
..
Koyu çepçevre kuşatan yamaçlardan, o yeşil, dik,
öküzler, mandalar inerken böğürtülerle kumsala,
sinsi çobanlar gözetlerse diye kaygılı, ürkek,
bir kayanın dibinde-gizler sandığımız- seviştik,
bu kaygıyla keskinleşir tat, için için bilerek.
Uzak bir aynada gülüşlerin pırıl pırıl hala.
..
sen gelince aklıma karadeniz gibi dalgalanır
ıssız sularda durulurum
aşkımdan su yanar,yer yarılır
sen bunu bilmezsin ya kahrolurum..
gök gürler aşkımdan,bulutlar duygularınır
..
Sana geldim
Yarimi uzak illerde bırakıp
Sana döndüm deli deniz
Rüzgarın beni alıp götürsün
Sahilinde
O bildik şarkıyı dinleyeyim diye
Mavi gecelerde parlayan sularını
..
İşte ben çernobildenim
Karanlıklar ülkesinden
Yitirenlerdenim sevdasını
Kazım’ım,Karadenizim
Ve sevdasızım mavi tadında
..
Mahrem gecelerde..
Utanır gözlerim...
Ay ışıyor...
Silinmez hayalin an ve an
Yaşayan her krizantem yaprağında
..
Sarı gülüm...
Şiir ısmarlamışsın
Bütün şiirlerim sanaydı,
Kimler için sandın.
Bakarken derinden gözlerine
Her bakışım bir başka anlamdı.
Dikkat gülüm,
..
Masmavi İstanbul; herkesin içinde yaşamayı hayal ettiği güzellikler şehri.Öyle bir yer ki İstanbul; bir yanda Karadeniz uzanır,bir yanda Marmara,bir sevgiliyi kucaklar gibi sarar onu...
Geçmiş zamanların rüzgarını vurur yüzümüze eski İstanbul yalıları...
Kimbilir ne çok anıyı taşıyorlar içlerinde...
Kimbilir ne beyler,ne hanımlar geçmiştir odalarından, her yerine İstanbul sinmiştir.
Sultanahmet,Kapalıçarşı,Taksim,Sarayburnu,Bebek bir uçtan diğer uca apayrı bir hayattır.Sokakları hep doludur; her yerde tanıdık yüzler, gülümseyen özler,selam veren diller görürsünüz.
Gün batımı,insanın içinde yepyeni bir haz uyandırır.
Farklı bir neşenin,mutluluğun kıpırtıları sevginin doyumsuzluğunu canlandırır.
..
Yolların kıvrımında
Kaybolurken çizgiler
Akşamı yakalamak isteyen güneş
Vadi ufuklarında
Saklanmaç oynar
Gönüllerde sessiz bir
Ayrılık türküsü
..
Bir intihar davetlisiydim. Kalktım geldim. Bu Haliç’tir her şeyin tanığı, odur... Bilir nelere vurgun olduğumu. Şarkı söyleyemeyen çocuklar dünyasında şarkılar bestelediğimi gözyaşlarından, sadece sağır ve dilsiz çocukların duyabildiği... Bilir bu dünyaya dargın olduğumu. Ne zaman yürüyecek olsam, mutlaka ayağıma bir taşı takılan, belki de sırf bu nedenle öğrenemediğim yürümelerimle yalnız kalmanın kahredici ağırlığını bana taşıtan dünyaya... Şüphesiz bütün denizler gibi bilir Haliç’te çocukluğumu. Ve neden durgun olduğumu... Bütün travmalarını bir çocukluğun, nasıl taşıdığımı hayatın devamına. Sonra hangi kemanın, hangi sazın teline dokunulsa tarifsiz bir çocukluk mutsuzluğuna dokunduğunu ucunun... Belki de bu yüzlerden sevme özürlüsü olduğumu da bilir. Bilir neden yeşermediğini dallarımın. Ve bu son ilkbaharında ömrümün, neleri fark ettiğimi. Su yollarının benim toprağıma uzak olduğunu... Yine bu nedenle tüm bayramların yetim çocuğu olduğumu bilir Haliç. Daveti bundandır.
Daha önce hiçbir yerde yazılmamış öyküler anlatır Haliç. Dul kadınları anlatır, yetim çocukları, genç ölenleri, bilmeden yaşayanları... Öyle tanıdıktır ki anlattıkları, bir anda bütün evlerde olurum. Her kapı eşiğinde yaşanmışlıklarım olur. Bütün adamları tanır olurum. Bütün kadınları ve çocukları bilir olurum. Bütün öykülerinde lirik bir yara izi vardır. Bütün öykülerde bir suçluluk payım. O anlatır, anlattıkça bütün kapı önlerinden geçer yalnızlığım, ışık hızıyla... Bir anda bütün evlerde ölürüm. Bilir Haliç ölüm sebeplerimi... Küsüp arkamı dönecek olsam bir bardak yeşil cehennem uzatır. Tutar içerim bir solukta. Boğazımı usulca ve yemyeşil okşayıp yüreğime sinsi bir yılan şefkatiyle çöreklenir. Gitsem, gidemem. Kalan yanlarımı bir takım çocuklar onarır. Biri yürekli sözleriyle yeşil bir cehennem çıkarır içimden, yakar düne dair ne varsa. Biri yeşil gözleriyle bana bakar gece gündüz, yeniler, yarına hazırlar. Haliç’ in ısrarlı daveti banadır, bütün bunları bilir. Nedendir bu kadar içimde duruşu bilmem... İçimde bir akşamın sıra dışı hikayeleri döllerken, bir sürü sabahı bitirir.
Diyemem bu akşam gelemeyeceğimi bir takım çocuklara... Kafaları karışır diye, akılları ermez, anlayamazlar diye, insanı yaşatan umuttur diye/diyemem... Oysa her an kalkabilecek gemiler büyüyor, sabırsızlanıyor içimde. Belki birazdan Karadeniz’e... Köstence limanda bir çingene bilmeden neler çalacak kavalıyla... (İstanbul’da çobanlar bilir mi kaval çalmayı? diye sorduğumda, onların yalın ve keskin ıslıkları var. demişti Haliç.) Neler çalacak bilmeden hayat çantamdan... Benim hiç keskin bir ıslığım olmadı. Ne de ıslığıma cevap verecek birilerim... Oysa ıslık olmaya bile razıydım, yalnızlığı daha saygın ve anlaşılır. (Haliç ile yakın durduğumuz bundandır.) Romanyalı bir çingeneyi Köstence’ siyle ve gemileriyle bırakır, demir alırım oradan... Kiev’ den Ukrayna sokaklarına götürür beni yelkenlerim. Yanağı gamzeli bir çocuk ararım. Yüreği örseli. Bir yanında varları, bir yanında yokları, yarım mutlulukları ile bir çocuk... Ukraynalı çocuklar İstanbul’dakilere benzemiyor. Oysa Karadeniz de bir içdeniz değil mi Haliç gibi? (Orada da yeşil cehennemli kadınlar var, daha soğuk cehennemleri) Şimdi buradan demir alacak olsam beyaz yüzlü polisleriyle ve yitik tanrılarıyla Novorovsky karşılar beni. Sonra uzun ve geniş yabancılaşan, büyük topraklar... Ben el kadar Haliç’te kaybolurken, cesaret edemem o topraklara girmeye. Haliç bunu da bilir...
Üç köprüsü vardı Haliç’ in. Sonra biri emekli oldu, yerine yenisini koydular. Bir oğul yitirmiştim. Haliç o zaman üç köprülü o eski Haliç’ti. Bir köprüsünün altında yürek eskitiyorduk. Kiraz zamanıydı, gençtim, çaresizlik içinde bir oğuldan geçtim. Haliç bilir... sonra yürek başka yitirmelerinde tanığı oldu. Bu kıyıları arşınlıyor örselenmiş adamlar. Ben de onlardan biriydim. Örselenmelerim yitirdiklerimdendi. Sıralı sırasız insanlar yitirdim. Zamanlı zamansız odalar, kapılar... Kalanlarla yetindim. Birtakım yüzlerle olurum sandım, birtakım seslerle... Oysa ne yitirdiklerimi unutturdu bana, ne de edindiklerimle kendime yetebildim. O kadar çok şeye tanık ki Haliç, koca şehir ikimize dar gelir.
..
Hadi dostlar katılın horana
Sevgi tüten gurbet kuşlarına
Karadeniz’in hırçın dalgasına
El ele verelim dostluk folklorunda
Kardeşlik türküsü söyler dalgalar
Karadeniz gibi dalgalanır duygular
..
Kimse görmesin beni, kimse bilmesin
Kimse acı çektiğimi hissetmesin
Islatsa Da gözyaşlarım duygularımı
Ben yine de inkâr ederim yüreğimi
Sen merak etme Canımıniçi
Susarım… Haykırsa Da yüreğim; konuşmaz dilim
Yeter ki bir sesini duyayım
..
Kimler gelip vuracakmış,bizi havalardan
Göklerin kırmızı beyaz olduğu bulutlardan
Aman yok,korkusuz pilottan,kuşlardan
Uçacağız havalarda,biz de bu yürek varken...
Karadeniz,Akdeniz,Ege,Marmaradan
Geleni gideni yutar,boğulur bu sulardan
..
Tarih bana seni hatırlatır günün her anında,
Zamanım hayâl kütüphânende geçer arşiv sayfalarında.
Coğrafyayla bulurum nerede olduğunu,elimde pusula
Haydi şu karadeniz ikliminle yanaklarımı bir sula
Derdimi sosyoloğa açamam öyle herkesin ortasında.
Psikoloji yer bulamaz ona hastalıklar haritasında.
..



