KARADENİZ ŞİİRLERİ

KARADENİZ ŞİİRLERİ

Mehmet Ali Tuna

Arzular bitmez ikimizde tenin tende uyuştukça
Ömrüme ömür katar nefis kokun yol boyunca
Saklanma şu gönlümden arkadaşım ol yeter
Hoş tutar yad olurum gölgen gölgem olduğunca..

Sihirli bir periciktin kanatsız bir kelebek oldun
Rengarenk açan gül gibi dokundukça katmerlenen
..

Devamını Oku
Mehmet Akif Tiryaki

Karadeniz sahilinde
Oksijensiz kuyu cezaevi içinde
Bir garip yaratık yaşar dibinde
Mezarı yakındır Nil nehrine
Saklıdır büyük piramidin temelinde
Yakut renkli şehir
Tunçtan sağlam elmastan parlak plaza
..

Devamını Oku
Hasan Sancak

HAYDİ KARADENİZE
BU SEFER GELİN BİZE

Türkiye'miz Cennettir
Düşmana karşı settir
Tarih ile kültürü
Bizlere emanettir
..

Devamını Oku
Hasan Sancak

Türkiye'miz Cennettir
Düşmana karşı settir
Tarih ile kültürü
Bizlere emanettir
Haydi Karadeniz'e
Bu sefer gelin bize
Mavi ile yeşili
..

Devamını Oku
Celali

Karadeniz olsa aşıkın aşkı
Yüksektir yaylama coşamaz burda
Bir yiğit ne kadar kahraman olsa
Karlı dağlar vardır aşamaz burda

Lutfeyle sevdiğim sana yazuktur
Sen bir cevhersin ki sarrafın yoktur
..

Devamını Oku
Nesrin Naz

Tarih 19 Mayıs 1919
Kara gecelerin çıkmaz girdaplarından
Bir güneş yükseldi ta… Samsun’dan
Doğudan, Batıdan, Kuzeyden, Güneyden…
Yer gök inledi…
Kurtar bizi “ey kahraman”
Kurtar bizi “ey kahraman”
..

Devamını Oku
Adnan Bal

Zalimler birleşip ordu kursada
Kin nefret herşeye hakim olsada
Dünya ahret kötülerle dolsada
Gülersem sevginle senle gülecem
Ölürsem aşkınla sensiz ölecem

Karadeniz dalga dalga köpürse
..

Devamını Oku
Nazende Kaya

Belki uzaklardan bir selamın düşer diye gönlüme
Nefes nefes soluyorum sonsuz sevdaları
Ölümüne koşuyorum aşkın patikalarında
Yüreğim coşkun,deli, Karadeniz hırçınlığı

Geçmiş zamanlı fiillerden vazgeçtim artık
Hiç bilmediğim yüreklerde gecelik kaldım
..

Devamını Oku
Yeşim Özcan

Aşkın kor gibi yakarsa içimi
Çoban yanık çalarsa kavalını
Destan olursa aşkım dillere
Kara bulutlardan süzülen
Yağmurum olur musun?

Fırtınalar koparırsa karadeniz
..

Devamını Oku
İbrahim Dolay

Batı karadeniz de bir yer var bir yer.
O yer güzel bir il adı Amasya.
Benim çok sevdiğim rüyalarımda gördüğüm.
Benim için ayrı bir değeri olan o dur.


O benim memleketim geçim kaynağım bereketim.
..

Devamını Oku
Hikmet Onaç

iki kıt'a üzerindeyer almış
avr'asya demişler yurduma benim
ne fetihler, ne fatihler yaşamış
dünyayı değişmem yurduma benim.

karadeniz başka,telden çalmakta
marmara,ege'si aklımda almakta
..

Devamını Oku
Ercan Demirci

O gün Karadeniz bir başka hırçın
Bir başka azimle doğmuştu güneş
İstiklâl naramız göklerde çın çın
Zafer yüreklerde sönmeyen ateş

Amasya, Erzurum birer merhale
Sivas'ta bir millet tek yumruk oldu
..

Devamını Oku
Fatih Aksüt

Soylu dertlere dalmalıyım
Güneşin gözleri yüreğime değmeli
Bir lahza aşka durmalı gönül
Sisleri dağılmalı hülyalar yolunun
Canan-ı arzularken candan geçmeli

“Ben” olmalı gülün açtığı yerde
..

Devamını Oku
Haldun Uras

Dalgalar vururken teknemin bedenine,
Kısmetimi ararım bu koskoca denizde.
Bugün buradayım, yarın kimbilir nerede.
Mendilini sallarken gözüm kaldı geride.

Cigaramın dumanı çizer senin simanı.
Biraz para bulursam gönderecem anamı.
..

Devamını Oku
Arzu Dinçer

Tanrı yeryüzüne dokunmuş,
Yalçın dağlardan aşağıya,
Turkuaz suya doğru...
Beyaz danteller süslemiş denizi,
Dalgaların, kayaları öptüğü yerde..
Kemere köprüsü,
Seyirlik bir şenlik alanı,
..

Devamını Oku
Gül Ataç

Bir uçurum kıyısındasın şimdi
Aşağıda Karadeniz, alabildiğine kızgın..
Bir aşağı koş, bir yukarı yalınayak kayalıklarda
İçindeki çocuk hırçın, kırgın
Bir aşağı, bir yukarı..

Yitirilmiş takvimleri ara kıyıda parçalanan dalgalarda
..

Devamını Oku
Vildan Berber

Ay gümüş tellerini serdi mavi sulara.
karadeniz sitemli dalgalarda bu gece.
Özlemin pusu kurdu,koşuşan uykulara;
Yüreğim daralacak, anlaşılan bu gece.

Suskun, kırgın, sitemkar, dilsiz; dilbaz yüreğim,
Sevginin denizinde yol alır kalp küreğim.
..

Devamını Oku
Cahit Öztelli

Dağa gittim dağ uyur ninni
Dağda tavşanlar uyur ninni
Göle gittim göl uyur ninni
Gölde balıklar uyur ninni
Eve geldim ev uyur ninni
Evde yavrum uyur ninni

..

Devamını Oku
Enver Özel

Günaydın mesajınla,
Kayboldu karamsarlık günümde,
Düşüncenin güzelliğinde,
Sıcaklık oldu hislerimde.

Sevgi seline kapıldım,
Kalbimde heyecan,
..

Devamını Oku
Mehmet Halil

İpsala sınır kapısına geldiğimizde saat 24.00 sıralarıydı. İlk defa gümrük kapısından geçeceğiz ve heyecanlıyız. Türk sınırında fazla oyalanmadık. Çıkış kolaydı. Yeni bir ülkeye girme heyecanı bizleri sarmıştı. Nasıl aranacağız, nasıl taranacağız? Otobüsümüz durdu. Bizim önümüzde bir otobüs var. 15-20 dakika sonra tur sorumlusu arkadaşlar geldi, ‘’Herkes pasaportlarını eline alsın resimli sayfayı açsın ve sıraya girsin’’ dedi. Denileni yaptık. Sıramız geldiğinde gişenin önünde pasaportumuzu uzatıp bekledik. İçerdeki görevli bir şeyler yaptı, pasaportu bir ışıklı ekrana bastırıp, önümüzde duran ekrana sağ işaret ve orta parmağımızın uzatmamızı söyledi. Yani yeniden parmak izlerimiz alındı (mı) yoksa pasaporttaki parmak izleri ile çakışıp çakışmadığına mı baktı bilemiyoruz. Bu arada yeşil ve mor pasaportlar arasında bir de siyah kaplı bir pasoport vardı. İlk defa gördük. Hiç siyah kaplı pasaport da olduğunu duymamıştık. Bir saatlik bir işlemden sonra otobüsümüze bindik. Yola devam…
Sabah saat 8.00’de kahvaltı ve ondan sonra rehberimiz bizi Kavalada gezdirecek oradan da Selaniğe geçeceğiz.
Bu arada bizde yedi saatlik yol yorgunluğu, yarı uykulu yarı uyanık yola devam ederken biraz pasaportlar üzerine konuşalım. Yeşil pasaport ve kahverengi veya mor pasapor arasındaki ayrımı yaşayarak öğreniyoruz. Hayatımızda renklerin önemi büyük. Renkler arasında ne fark var demeyin…
Yeşil pasaporlarda vize yok. Vize masrafı, mor pasaportlarda kişi başı 200TL civarında. Bu kadar da değil, hesapta asgari altı bin liran olacak. O da yetmedi, tapu isteniyor. Nelerine lazımmış diye düşündük. Meğer insanları ülkelerine bağlayan zincirlermiş onlar. Yani kürkçü dükkanı. Dönüp dolaşıp geleceğimiz yer olmazsa onların başına dert olacakmışız… Dünyanın bir parçasını işgal edenler başka insanlara yaşam hakkı tanımıyor orada. Yeşil pasaportlar kalamaz mı? Neden onlara sorulmuyor bunlar? Doğal olarak akla gelen sorular? Memurlar doğal olarak devletin bir parçası gibi görülüyor anlaşılan… Devlet memurları gittikleri yerlerde kalırsa devleti ele geçirmiş olacaklar sanki, hiç değilse bir parçasını, onun için töleranslı davranıyorlar… Tabi burası şaka, anlam veremediğimiz için kişisel yorumlarda şaka hakkımızı kullanıyoruz.
Otobüsümüz yola devam ediyor, güneş ufuktan yükseliyor, yeşil topraklar üzerinden sis tabakası yavaş yavaş dağılıyor. Yeşillikler arasında siyah lekeler var, yaklaştıkça görüyoruz ki, güneş enerjisi elde edilen petekler. Düzlükte, yani tarım alanlarında yerleşim yeri yok. Yerleşim yerleri dağ eteklerinde… Dağlarda kayalık diye bir şeye raslamadık. Yemyeşil ağaçlarla kaplı her taraf… ‘Karadeniz Bölgesi’ni andırıyor. Üç katın üstünde bina yok. Ekili alanlar fıskıye ile sulanıyor… Ekili alan dışında bir bölgese davar sürüsü… Yani tarım ve hayvancılığın öne çıktığı bir bölgeden geçiyoruz. Biraz sonra bize katılacak olan rehberimizden öğreneceğiz daha fazlasını…
Video 25 eklenecek. 26 rehberin mazereti anlatması ve bizi karşılaması
İlk durağımız Kavala programa göre… Ancak rehberimiz anlatımına göre arabasında çıkan bir sorun nedeniyle gecikiyor ve biz onu beklemek üzere, rehberimizin memleketi olan İskece'ye uğradık. Kahvaltımızı orada yaptık. Hamurlu yiyeceklerin bol olduğu bir yer… Börek çeşitleri ve çay ile kahvaltımızı yaptık. Rehberimizle orada buluşup yola devam ettik. Rehberimizin anlatımına göre (Rehberimiz Türk ve Türkiyeyi gezip tanımış biri) Yunanistan’da deniz kenarlarında şejlonglar için ayrıca para ödenmezmiş, bir çay içip şejlonglardan yararlanılabiliyormuş…
..

Devamını Oku