Mayısın birinde sözüm ballanır
Haziran başında bağım allanır
Kasımda selvimin dalı sallanır
Seher sen mi geldin yel sen mi geldin
Bin bir öğüt versem birini almaz
Günde bin taş atar yerini bulmaz
Yelin yeli eser hiç kimse kalmaz
Yolda mahsur kalan, köze sığınır
Alev kaybolursa, buz buzu yakar
Kazma kürek yakan, kışı yeriyor
Nisan göz kırpınca buzlar eriyor
Öksüz çiçeklerim selam veriyor
Bugün bahar ile sargınım hancı
Belli ki dolu var, bulutlar kara
Yittim er seherde, gel beni ara
Dost yarası değil, sendeki yara
Aslının aslını sordun mu canan
Bıldır acelem vardı, bu yıl hiç evmiyorum
Kurtlar kuşlar şahidim birini sevmiyorum
Ağlamadı sanma sakın
Seli, bir damlaya
Gazeli güze, yangını köze
Geçmişi
Bir çift söze sığdırdım.
Muhabbeti ocağıma
Sevdanın çobanıyım, dağa gel kurban hazır
Kumaşım elvan elvan, bağa gel urban hazır
Adam gibi yürürsek, sevda yolu aşınmaz
Sevi kaleye benzer, başka yere taşınmaz
Kurduğum düzeni, felek bozuyor
Zühre el sürmezse, yaram azıyor
Kalem her satırda, hüzün yazıyor
Yâr ile birlikte, derdi sevdim ben
Beni bulamazsan düne dön yaşa
Boş kalsın adımı, yazdırma taşa
Tek adım ataman, uğraşma boşa
Elimi bırakma, sona geldim ben
Canlar beni görür sesimi duymaz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!