Kara Matem Şiiri - Güven Küçük

Güven Küçük
67

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Kara Matem


​Gece çöktü şehrin üstüne, sanki gök yere ağır bir ahla indi,
Zaman sustu, saatler durdu, o devasa dağlar yerinden silindi.
Beton duvarlar feryat olup, bir kış gecesi bağrımıza yıkıldı,
Umutlar ansızın söndü, lakin o ateş içimizde hiç dinmedi.
Yavrular uykuda kaldı, ana feryadı Arş-ı Alâ’yı titretti,
Taşlar dile geldi o gece, toprağın kucağı mateme büründü.
Bir fırtına koptu ki sorma, sanki kıyamet kapımızda göründü,
O soğuk şafakta koca bir dünya, toz ve dumanla yerin dibine gömüldü.

​Beton yığınları arasında hapsolmuş bir el, hayata uzanmak ister,
Bir baba sessizce ağlar, enkazın altında evladının kokusunu özler.
Gözlerde yaşlar donmuş, her bir tarafta bitmek bilmeyen derin izler,
Zemherinin ayazı vurur tene, lal olmuş diller, susmuş tüm sözler.
Karanlık geceyi bölen o çığlık, vicdanın aynasında kendini gizler,
Yıkılan sadece binalar değil, sönen ocaklar, kararan o parlak ferler.
Gidenler bir daha dönmez, geride kalan mahzun ve yaşlı tüm gözler,
“Sesimi duyan var mı?” feryadı, ciğerimizi hançer gibi deşer.

​Hatay mahzun, Maraş kan ağlar, Adıyaman’ın tütmez oldu bacası,
Yıkıldı kaleler, bitti şehirlerin o en mağrur ve asil rüyası.
Kefen niyetine kar yağdı üstümüze, bitmek bilmedi Şubat’ın karası,
Bir lokma ekmekten öteydi o gün, kardeşin kardeşine olan sevdası.
Yetim kaldı sokaklar, yarım kaldı insanın en güzel, en has duası,
Duvarda asılı resimler sustu, kalmadı maziyle geleceğin kavgası.
Gökyüzü griye kesti, kapladı her yanı toprağın o mahşeri yası,
On bir ilin acısı tek bir yürekte düğümlendi, indi ruhumuza hayatın sillesi.

​Eller parçalandı taşları eşerken, tırnaklar toprağı bir umutla deşti,
Milletin o yüce feraseti, zalim karanlığın ağlarını birer birer aştı.
Kimisi evladını, kimisi eşini o tozlu mahşerin içinden seçti,
Zaman en acı ilacını sundu bize, ömürler bir saniyede bitti.
Yardım eli uzandı her yerden, sevgi o en dik ve çetin dağı yardı,
Vefa denen o kutsal duygu, bencillik denilen o kirli zırhı deldi.
Ruhlar göğe yükselirken, keder içimizde derin bir yara açtı,
O gece ecel, sevdiklerimizi bizden apansızın, bir gölge gibi seçti.

​Dersin ki hayat bir rüzgâr; önünde duranlar sanki bir toz bulutu,
Yıkılan enkazın altında kaldı, bir çocuğun o en masum, son umudu.
Şimdi her sokak başında yankılanır, giden canların o hüzünlü uğultusu,
Acıyla yoğrulduk o gece, kader bize en acı zehrini sundu.
Lakin bu millet, o enkazın içinden yeni bir dirilişi kurdu,
Birbirine yaslanan omuzlar, her türlü felakete karşı dimdik durdu.
Yürekler bir attı, Türkiye tek bir nefesle o yaranın merhemi oldu,
Toprağın altındakiler kadar, o mahşer ayazında üstündekiler de dondu.

​Veda vakti geldi artık, kalem sustu ama bu yara kıyamete dek sızlar,
Dualarımız göğe yükselirken, ağlasın halimize o sessiz yıldızlar.
Toprak bizi çağırsa da, unutulmaz o mahşerde kalan canlar,
Şubat’ın altısı kalbimizde ebedi kalacak bir kanlı nişanedir.
Rabbim bir daha yaşatmasın, lakin içimizdeki bu yangın hiç sönmez,
Ölenler geri gelmez ama Türk milletinin ahdi mahşere dek asla dönmez.
Her mısramız bir ağıt olsun, anılsın her Şubat’ta o masum isimler,
Kalplerdeki bu acı asırlar geçse de silinmez, Kara Matem bu, kıyamete kadar dinmez.

Güven Küçük
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 16:47:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!