KARA KARPUZ
Sıcak yaz akşamlarında, sokaklar toz içinde,
Çocuk sesi yankılanır sessiz derin gecede.
Taş avlularda, eskimiş evlerin gölgesinde,
Kara karpuzu beklerdi hep gönlümüz, gizlice.
Uzun Sokağın başında göründü babam bir gün,
Omuzları yorgun, alnında terin iziydi dün.
Kucağında kara karpuz, bana bayram sevinci,
O an sanki dünya durdu, kalbim çocukça, inci.
Koşardım kan ter içinde, oyundan apar topar,
Elimde misket düşerdi, unutulurdu bahar.
Çünkü babam demek, korku demek huzur demekti,
Karpuzun karası, büyük bir umutla gülmekti.
Kesilince kabuğu, içinden güneş doğardı,
Kırmızının en güzeli sofraya yayılırdı.
Her lokması çocukluğun en masumca sırrıydı,
Her çekirdeği geçmişin unutulmaz yâdıydı.
Kara karpuz, sen sadece bir serinlik değilsin,
Babamın kollarındaki taşıdığı emeksin.
Tarladan gelen bereket, helalin nefesisin,
Çocuk gözlerimde babama duyduğum sevgisin.
Ey kara karpuz, sorarım bugün geçen zamana:
Var mı hâlâ öyle yürek, samimiyet, o manâ?
Yorgun kollarla, sevgiyi seven taşır mı hâlâ,
Yoksa anılarda mısın, eskimiş bir rüyada?
Sen maziden kalma siyah bir tatlı hatırasın,
Her yaz mevsiminde açan içimdeki baharsın.
Sofralarda değil artık, hep kalbimizde varsın,
Çocukluğumuzun sesi, baba hatırasısın.
Kal gönüllerde daima, kal ellerde samimi,
Her yazın yanık türküsü, Mahrumi’nin hayali.
Sen unutulma her zaman yaşa, ey kara karpuz,
Çünkü sen destanımızsın, biz mazide masumuz.
Kayıt Tarihi : 21.8.2025 13:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



