Tezgahın üzerinde, tepe yapmış fincanlar,
Yağ tutmuş tavalara, şahit olun ey canlar,
Durmadan çoğalıyor, köpük bekleyen anlar,
Kapat şu çeşmeleri, dışarıya çıkalım.
*
Kazımakla tükenmez, tencerede yaldızlar,
Parmaklarım buruştu, kemiklerim de sızlar,
Gökyüzü kararıyor, parlıyorken yıldızlar,
Kapat şu çeşmeleri, dışarıya çıkalım.
*
Çatallarda kurumuş, dünden kalan peynirler,
Kazıdıkça parlamaz, dibe batar sinirler,
Çürüyecek tezgahta, çöpe giden incirler,
Kapat şu çeşmeleri, dışarıya çıkalım.
*
Fırın tepsisine bak, tüter genzime duman,
Teller ile sürterken, halim cidden pek yaman,
Saatler akıp geçti, kalmadı bende zaman,
Kapat şu çeşmeleri, dışarıya çıkalım.
*
Kenarlara sıçramış, leke dolu nakışlar,
Ellerimden kayıyor, köpükteki uçuşlar,
Yıkanmaktan usandı, cama konan şen kuşlar,
Kapat şu çeşmeleri, dışarıya çıkalım.
*
Süngerleri eritti, ovalanan kaseler,
Azalmadan duruyor, kenardaki şişeler,
Suyun soğukluğundan, sızlamakta enseler,
Kapat şu çeşmeleri, dışarıya çıkalım.
*
Çaydanlığın dibine, yapışmış kara isler,
Fayanslara yayılmış, koku yayan pis sisler,
Yürekleri boğuyor, kapkara fena hisler,
Kapat şu çeşmeleri, dışarıya çıkalım.
*
Tepsileri dizerek, doldurduğum sepetler,
Zihnimin odasında, koparıyor afetler,
Paydos edelim hemen, bitsin artık zahmetler,
Kapat şu çeşmeleri, dışarıya çıkalım.
Kayıt Tarihi : 18.06.2026 00:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!