Sen hiç salıncakta sallandınmı,
Bir yaz akşamı göğe doğru yükselirken
Umutla yıldızlara uzattınmı elini.
Sen hiç papatya topladın mı,
Seviyor, sevmiyor” diye
Çocuk kalbinle kaderini tarttın mı?
Sen hiç musluğa ağzını dayayıp
Kana kana su içtin mi?
O suyun, dünyanın en pahalı içeceğinden
Daha kıymetli olduğunu bildin mi?
Sen hiç lastik ayakkabı giydin mi?
Yağmur yağdığında içine su dolan,
Yine de şikâyet etmeye utanılan
O ayakkabılarla yürüdünmü yolları?
Bilemezsin…
Yoklukta insan neler çeker bilemezsin.
Bir yavan ekmeği
Bir tas ayranla bayram sofrasına çevirmenin
Sevincini tattın mı hiç?
Sen hiç simit yedin mi?
Soğuk bir sabah vakti,
Cebinde son paranla aldığın
O susamın kokusunu içine çektin mi?
O susam, alın teridir,
Sabrın kendisidir, bilir misin?
Sen hiç belediye otobüsüne bindin mi?
Bir mahalle gibidir orası,
Kimi işe gider, kimi yuvasına.
Kimi camdan bakar dünyaya,
kimi içindeki dertle dalar yollara,
Sen hiç gerçekten sevdin mi?
Sevdiğini görünce
Önemsiz geldi mi bütün dünya?
Cebindeki para, üzerindeki marka,
Adının önündeki sıfat
Bir anda anlamını yitirdi mi?
Sen hiç yol bekledin mi?
Bir kapının önünde,
Bir pencerenin ardında,
Bir istasyonun soğuğunda…
Gelir diye beklerken
Aslında büyüdüğünü fark ettin mi?
Zenginlik sandığın şey
Belki de sadece sahip olmaktır;
İnsanı var eden cebindeki değil,
Yüreğinde biriktirdiği insanlardır.
Paha biçilmez, o kadar zengindir;
Bir ekmeği, derdi, yokluğu,kederi
Hayatı paylaştıkları için...
Kayıt Tarihi : 20.2.2026 11:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!