Ölüm yıl dönümün babam!
On üç eylül iki bin ikide
Nasıl unutulur ki o gün
Kavuşma günün Rabbime!
Bir damladan, ulaştık bir bedene
Anne karnında can verildi bizlere
Donatıldık, biz sonsuz nimetlerle
Elim, dilim, aklım hepsi bir hediye
Yaratan Allah'ımın Yüce takdiriyle.
Gün yirmi bir Mart bahar bayramı
Şeftali, karayemiş, erik çiçek açtı
Kıştan bir eser kaldı mı, kalmadı
Baharda ağaçlar tekrar canlandı
Vatanım senin için var bir isteğim
Baharla yeniden doğ bebekler gibi.
Dönüp de bakınca maziye
Göze perde anılar gelince
Kanar yürek yine içten içe.
Unutmadım unutamam
Utanıyorum yüce Rabb'im!
Candan öte sevdiklerime
Nasılsın diye sormaya
Ve iyiyim demeye
Çekinir oldum
Ve sen, aklımdayken her gece
İçim hep ağlarken, sessizce
Arar dururum nerdesin nerde
Yokluğunda keder dolar kalbime.
Buluşuyoruz rüyalarımda
Uzak diyarlarda olsanda
Delice özlüyor olsam da
Her an benimlesin aslında.
Evcilik oynardık bahçesinde
Dut ağacımızın gölgesinde
Uzakta çok uzak bir yerde
Çocukluğumuzun köy evi
Annem ve babam nerede
Oyunlar oynardık değilmi
Vardır güzel gülebilen insanlar
Bazısının kalpleri, yara bere
Siz nereden bileceksiniz
Ağlıyor olsada içlerine
Demeyin, neden diye
Gülerler yine, yinede
Kalbim sevdanın çölünde
Yanarsa yansın seninle
Kor kızıl ateşe dönsün
Kalsın kum fırtınalarında.




-
Kasım Akçay
Tüm YorumlarDünyada doğruluktan eser kaldımı ki... Melek Hanım.
Şiirlerde de olsa doğru sözleri görmek çok güzel.
Tebrik ederim güzel bir şiir yazmışsınız.