Taze doğa, temiz kan
Emiyorum hür dünyadan;
Nasıl da tatlı yakına yaranan,
Beni göğsünde tutan!
Dalga sallıyor kayığımızı
Küreklerin çekmesiyle yukarı,
Nasıl olur, üzgün gibisin,
Herşey yolunda gittiğinde?
Gözlerinden belli, kesin
Ağlamışsın içten içe.
»Yalnız ağlamış olsam da ben,
Ormanda yürüyordum
Öylesine ve kendimce
Ve hiçbir şey aramamak
İşte buydu niyetim.
Sonra gölgeler arasında
Soluyorsunuz, hoş güller,
Sevdam sizi taşımadı;
Açılın, ah! şu Umutsuza,
Ruhumu gam sardı.
Yasla anıyorum o günleri,
Kim bu süvari, geceyarısı fırtınada giden?
Bir Baba ve çocuğu, atın üstünde binen
Oğlanı kollarıyla emince sarmış
Sımsıkı ve sımsıcak tutmuş, sormuş;
Oğul, neden korku içinde suratını gizlersin? -
Sevgilim beni aldattı, güya
Beni neşeye düşman etti;
Hemen koştum akan suya,
Ve su önümden aktı gitti.
Dikildim kaldım çaresiz, suskun,
Gördün mü o kızı
Fıldır esen hızını?
İsterdim eşim olsun!
Tabi! Sarışını, Bozu!
Evcil, Kırlangıç gibi narin,
Yuva kurarken misali.
Gözler, söyleyin, söyleyin, ne dersiniz?
Dediğiniz pek de hoş şey ya,
En tatlının sedasından hatta;
Aynı manada sorsanız da siz.
Genede sualinizi anladım sanırım:
Mülkiyet:
Biliyorum ki ben,
Ruhumdan akıp gelmek isteyen düşünceler
dışında,
Hiçbir şeye sahip değilim.
Biliyorum ki ben,
Beni niçin dayanılmaz çekersin,
Ah, o depdebeye?
Uslu gençken mesut değilmiydim
O sıkıcı gecede?
Odama gizlice kapanmış,
..
Aman söz etme bana, renkli kalabalıklardan,
Onları görür görmez, ruhum kararır...
.. ışığın diyorum .. kırılıp düştüğü yerden geliyorum ..
...
Gün boyunca ay ışığını bekliyorum, Sonra da akşam, odamdan çıkamıyorum. Ne uğruna uyandığımı, Ne uğruna uykuya yattığımı bilmiyorum.
..
..
Fırtınadan sonra açan güneşe, suskun gecedeki aya benziyordu yüzün, rüzgarın uğultusu dindikten sonraki deniz gibi sakindi yüreğin...
..